...

Yürüyorum.Köşede zayıf bir adam.Esmer.Yanakları çökmüş,çenesini altında, boynundan başlayan bir pamuk sarkıyor,sakalı…Kırmızı bir kıyafet üzerinde ponponlu.Noel baba formunda bir çelişki.Dönüyorum ara sokağa,kış akşamı karanlığında. İlişkisizleşen toplumun apartmanlarında perdeler açık…”Açık” bir çelişki.Bir şeyleri göstermek istiyorlar;renkli,sönüp de tekrar yanan ışıklı yılbaşının plastik ağaçlarını.Ağaçlar plastik,kültürel yozlaşma simgesi benim için..,ondan plastik.Yürüyorum.Ben hep böylemiydim?Hep böyleydim.Sevmezdim bayramları.Bolca mendil,biraz harçlık,çokca şeker…Ama heyecanlandırmazdı beni bayramlar.Çok yaş aldıkça,geçmiş bayramlardaki figürlerin çoğunun öldüğünü düşündüm,bazıları;merhaba demeden ellerini dudaklarıma uzatırdı…Oysa eli öpülecek insanı daha o zamandan seçerdim ben…Yürüyorum.Çelişkilerine basarak mutlulukların ve nedense tebessüm ederek sırıtkanlığına çirkinliğin.Yeni bir yıl…Bir yıl, yeni olabilir mi diyorum Tuncay hapisteyken.Popüler kültürlerinize ve ithal eğlencelerinize küfrederken aklıma Valentin’in günü geliyor.Başarıyorlar mı?Başarıyorlar.Herkesin eline, aynı gün verilen güllerle sevginizi sıradanlaştırmayı…Başarıyorlar.Yol bitiyor;…evdeyim,elimdeki tek şey çelişkilerin yükü;…oğlum on yaşında,…benden yirmi liralık yılbaşı ağacı almamı istiyor.Yürüyorum,…sustukça ben,başardıklarını görüyorum.

    Kalfa, 2012 sonu

Reklamlar