dp

Değişmemek, amaçsız bir inatla, fitneye kabil çekişmenin rekabetinin kurak avucuna bıraktığı sıcak kovan. Elindeki, yanılgıları tekrarlama denen çaça bir silahın namlusunu; darıldığında sarılacağı, daraldığında danışacağı kimsenin yokluğunu beslediği kendini kendinden bezdiren alter egona fiyakalı dayıyorsun! Kimsenin üstünlük kurmasının haklılık payı yok, benlik kavgaları ve malum bitmeler, maskot ihtişamlar mahseninde yıllandıkça güzelleşen zamanın aklını başından alan anlam kaymaları. Çarpık, dalgın, insafı rehin almış bekleyişleri görüyor bir yanım. Bir yanım gemi aslanı, kaçıyor, şaşırıyor fareler bile!

İnsan başına gelen trajidelerin her zaman mantıklı bir açıklaması olması gerektiğini düşünür. Çünkü buna hazırlıklı değildir. Ona mantıklı bir açıklama sunsanız dahi o bunu asla kabul etmeyecektir. İsteyecek ancak etmeyecektir! Çünkü duygusal dayanımının yıkılacağı sanrısı onu bunun asla rahatlatmayacağına şartlandırır!

Başkalarının ruhuna kilitlendiğimizde kendimizi ardına kadar açarız. Kanışlarımızın doğal seleksiyonu savunmasızlığımızı saf ve hiç bir zaman kurnaz olamayacak güvenimizle takas ediyor. Çünkü merak ve onunla gelen “bilmek isteme” insan doğasındaki, açığa vuranların, saklananların, gizlenmişliklerin varisidir.

Başkaları sadece kendimize yakalanmaktan korkmamızın bahanesidir. Amaç duygusunu temsilen bilmek ve bulmak için mücadele edişimiz, altında, sonuçlardan saklanmayı ve sakınmayı barındırır. Değerler yargısı, aldatmacalı kullanılabilirliği, üç maymunu, mağdur haysiyetini iyi oynamayabilmeyi imkanlaştırır. Herkes kendi kaderinin reklam yüzüdür. Rolünü neden aldığından çok nasıl kullandığın önemlidir. Şu var ki uymakta zorlanırken, marifetimizin, değiştirmekte, tereyağından kıl çeker gibi zuhur etmesi insanın çözülemeyecek sırlarındandır. Aslında çözmek değil biraz da kanmak için yaşarız…

                                                                             spktrm

Reklamlar