J.P Sartre

J.P Sartre

20. yüzyıl felsefesinin yapı taşlarından biri olan Jean Paul Sartre, düşüncelerini eylemleriyle birleştiren sayılı felsefecilerden biri olarak öne çıkıyor. Sartre, 1964 yılında kendisine verilen İsveç Akademisi, ‘Nobel Edebiyat Ödülü’nü, ‘Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödülün verilmek istenmesi, kapitalizmin öç alma girişiminden başka bir şey değildir’ diyerek reddetmişti.

Jean Paul Sartre (21 Haziran 1905-15 Nisan 1980), en az çeyrek yy boyunca yalnız Fransa’da değil, avrupa ve dünyada yankı uyandıran siyasal görüşüyüle, sosyalist düşünceli ünlü bir yazardır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra varoluşçu (existentialist) felsefenin yaygınlık kazanmasında felsefi yapıtları kadar, roman, tiyatro oyunları ve politik görüşleri de etkili oldu. Savaşın toplumsal yıkımının, arayış içine sürüklediği Avrupalı aydınlar ve genç kuşaklar, varoluş, özgürlük ve sorumluluk türünden temel sorunlarına, Sartre, Camus gibi güçlü düşünür ve yazarların getirdiği yanıtları benimsediler. Birkaç kuşak varoluşçu düşüncenin etki alanı içinde düşünüp yazdı ve yaşadı. Çünkü gerçekten de Sartre, felsefi ve politik bilincini yapıtlarına yansıtarak okurunun yaşamını değiştirmeyi büyük bir tutkuyla istiyordu. O bir düşünür olduğu kadar, bir ahlâk öğreticisiydi de. Bu amaçla insanı çözümlemede Freud’un psikanalizine de bol bol başvurdu.

Fransız Direniş Hareketi’ne katıldı

Babasını küçük yaşta kaybetti. Annesi ve ailesi tarafından büyütüldü. Aralarında Ecole Normale Superieure, İsviçre’deki Fribourg Üniversitesi ve Berlin’deki Fransız Enstitüsü’nün bulunduğu çeşitli okullarda öğrenim gördü. Sartre düşünür ve yazar olarak ilgi çektiği kadar, yaşamıyla da daima dikkatleri üzerinde topladı. Uzun yıllar çağdaş aydının simgesi olarak görüldü. Çünkü Sartre, felsefeyi soyut bir zihinsel uğraş olarak değil, çağına özgü ve evrensel insan sorunlarının üzerine gitmekte kullanılabilecek bir araç olarak düşündü. 2. Dünya Savaşı’nda Fransız direniş hareketine katılan Sartre, faşizmin yeniden diriltilmesine karşı ve barış uğruna çok etkin bir savaşım sürdürdü.

Takip eden yıllarda da Dünya Barış Konseyine üye seçildi.

‘Sayısız fikirlerin kaynaştığı…’

1964 yılında İsveç Akademisi, “Nobel Edebiyat Ödülü”nü Sartre’a verilmesini uygun gördü. Ödülün gerekçesi şöyle dile getirilmişti: “Sayısız fikirlerin kaynaştığı özgür düşünceyi ve gerçeği araştırmasından, çağımız üzerine büyük bir etkide bulunan yapıtlarından dolayı bu ödülün J. P. Sartre’a verilmesi uygun görülmüştür.’’ Ancak Sartre ödülü reddederek dünyayı şaşkınlığa uğrattı. Bu davranışının nedenini, ‘’Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödülün verilmek istenmesi, kapitalizmin öç alma girişiminden başka bir şey değildir’’ diyerek açıkladı.

‘Varoluşçuluk’, ‘Bulantı’…

Dünyamızda 75 yıl konaklayan Sartre’ın yaşamı boyunca yanında Simone de Beauvoir adında bir yol ve hayat arkadaşı vardı. İlerleyen yıllarda Post-Feminizm’in kurucusu olarak kabul edilecek olan bu güçlü kadının çoğu yapıtında Sartre’ın varoluşçu etkisi görülür. 1981’de Sartre’ın son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni kaleme alan Simone de Beauvoir, ölümünde Paris’teki Cimetiere du Montparnasse mezarlığında Sartre’ın yanına gömüldü. Bugün Paris’te Seine nehri üzerindeki köprülerden biri de Simone de Beauvoir adını taşımaktadır.

J. P. Sartre’ın yapıtlarından bazılarını : “Varoluşçuluk, Bulantı, Varlık ve Hiçlik, Akıl çağı, Özgürlük Yolları dizisi, Aydınlar üzerine, İmgelem, Baudelaire, Estetik üzerine denemeler” olarak sayabiliriz.

                                                                                                  Kaynak; Aydınlık Gazete

Reklamlar