Görsel

Bir kaşık suda boğulan kulaç darbeleri

Tekil vicdan panoramalarında tekinsiz sarsılmaların viral müşkülatını görmüyorken, nasıl olman gerektiğinden çok nasıl olacağının yönetmeliğine çeki düzen verişinde minör kendini beğendirme kurları bölümleniyor. Acı çeken insan için en sıkı teselli, acısının çözülebilirliği değil öncelikle acısının paylaşıldığını görmesidir. Sana ne kadar yer verileceği onlara ne denli ödün vereceğinde yatar! Seni anlamalarını beklemek onların anlamsızlıklarını görmezden gelmenle adımını atar. Elinden tutuş yoktur, tutunacak yerin gösterilişi vardır.Güçsüz ancak haklı olan azınlıktan güçlü ancak haksız çoğunluğa, duygu sömürüsündeki demoralizasyon, paravan teklifler ve istek ruhunun körleştirilmesine maruz bırakılmasıyla geçişine dikta osmozu diyorum. Bir tarafın elçisi olmak o tarafın mutlak doğruyu savunduğuna gözü kapalı kabule nedendir. Bu tip nedenleri gaflet, gafleti nedenler çoğaltır. Halbuki görülenle görülmeyen birbirinin aynasıdır! Aşırılaşmış rahatlık imtinayı boşverirken, sorumluluk duygusuna bağımlı merhameti bağımsız öfkelenmeye yanaştırır. Öfkeyle hakkını aramanın totaliter gözüpekliğine, kin birikimiyle dolmuş “zafer” romantizmi götürür! Oysa kirli bir denklemde zafer, feri kaçmış bir taşkınlıkla amaçsızlık sonunun başlangıcıdır!Kültürel difüzyon ve yayılımın olmasının önemi bir süngerin tezgahtaki su birikinti ne kadarını emebileceği kapasitesi şiarıyla değer kazanıyor! Pasolini, “Kültürel bir çöl yaratılmışsa, orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.” söylemiyle insanı hiç arayışta olmadığı ve asla da olmayacağı noktalarından çeken ve onu kendine benzeten bir sistemi izah eder. Bize satılan özgür irade değil bir seçimsizlik şartıdır. Önce içerik boşaltılır, zahirleştirilen mananın içine kendi iktibaslarının konulduğu müfredatla karanlık bir sınıfta akıl hocalığı yapmanız istenir.

Biliyor olmak her zaman müfsit İzlenim ve edinimlerle yanlı riyaya kapılmış olmamak demek değildir! Kimin gerçeğini kime uyarladığına kendi gerçekdışılığından başlıyorsun! Söz gelimi insan, yazgısına kendi hükmünü katma ısrarıyla varlıklılık kazanırken; kendi hükmündeki pişmanlıktan yazgısına takdirle uzaklaşır. Savunmadığı fikrin menfaatçisi haline gelebilirken, savunduğu fikrin oyununu görmez veya asla kabullenmez. kendisini ilgilendirmeyen hiç bir şeye karışmazlık edemez! Onun olmayan onun oluncaya kadar onun olanı olmamış sayar. Onun olanı kaybettiğinde hiç onun olmamışa hiç oralı olmamış aldırışsızlığıyla yaklaşır! Kendi çaresizliğini herkesin yaşamasını isterken başkalarının çaresizliklerinden kaçışında kendine dokunmayan yılanı bin yaşatma sevdası vardır.

Sarhoşluğumuz ve mahkumluğumuz bir bakıma, kendisinin kendisiyle savaşındaki cüretkar teklifine mütevazi aldırışsızlıkla tepki vermekten kaçınmaktan kaçınamamaktır!

Reklamlar