Toplumsal yaşantıyı “biçimlendirmiş” insanın gıdası sanat,” iyi ki var ” ;…düşünsenize, sanat,  ancak kültürel anlamda gelişme kaydetmiş topluluklarda belirginleşiyor. İlkel toplulukların el sanatları geleneksel ve tekrarcı. İlkel insan ” sürülerinde ” o da yok. Sanatı olan toplumlardaki insan yüzlerine bakın; daha hoşgörülü olduklarına tanık olacaksınız.

Tasarlanmış olanın farklılığı ve çekiciliği yaratıcılığa bağlıdır. Sanatı tasarlama işinden, tasarımı sanatın mantığından söküp alamazsınız. Sanat akımları içinde insana ait tüm üretme biçimlerinin adlandırılmış olması da bu gerçeği değiştirmez. Biri olmaksızın diğerini yüceltmeniz insanın doğasına ters düşer.

Sanat uğraşı, baş koyulan alanın özelleştirilmesi, farklılaştırılması ve teknik anlamda iyileştirilmesi ile sanatsal ürünü ortaya çıkarır. Sanat ürünlerinin tümü sanat pazarı içinde yer almazlar. Örneğin enstalasyonlar sadece  sergi süresinde varlığını korurlar. Sonrasında bir fotoğraf belgesine dönüşürler. Bazı ürünler ise, sanat pazarını tekelinde bulunduranların yatırım aracına dönüşür. Nasıl olursa olsun, sanat ürününün satılmak için üretilmediği düşünüldüğünde eser bundan zarar görmeyecektir. İletişim olanakları ile, dünya küçülmüştür küçülmesine ama bunca üreten insan içinde fark edilmek yine oldukça güçtür. Bugün, sosyal paylaşım sitelerinde dolaşmaktan öte, dünya sanatında ismin anılması, aslında geçmişe göre daha da zordur. Çünkü sistem ne yazık ki, eserin fark edilmesinden daha ziyade ilişkilerin ortak zeminde harcandığı bir alışveriş sürecini gerektirmektedir.

Görsel imgelerin hızla paylaşılması, sanatçı olmayanların dahi günde onlarca fotoğraf görmesi bir taraftan şanstır, ancak beraberinde öznelliğe doğrudan etkisi olan önceden kestirilememiş bir kopyalama işleminin de zeminini hazırlar. Her ne kadar orjinalitesi net olmayan benzer işlerle karşılaşma olasılığı artsa da, söz konusu sanat ise  insanı besleyen bir eylem söz konusudur. Burada toplumun kültürel bilinci iyi olanı ayırmak için gereklidir, zaten aksi takdirde popüler kültürün basit bir ürünü olarak harcanma riski vardır. Ne yazık ki , az gelişmiş ülkelerde bu bilinç yönetimlerce köreltilmiş olduğundan sanatçı eseri ile değil,taleplerle biçimlenmiştir.

Sanatın devrimci yönü ile kapitalizm ilgilenmez, ama bu yön, otoriter rejimlerin düşmanıdır. Farkındalığı arttırır çünkü, ve toplum ne dayatırsa dayatsın, sanatın özündeki sorgulama, araştırma ve özgürce sunum mantığı, karşısına çıkan tüm çelişkileri inceleyecek iradeye sahiptir. Sanatçı toplumun önündedir, yaratıcılığı insana ait değerlerin yüceltilmesi ve dünyanın güzelleştirilmesi çabası ile biçimlenir. Toplumun yaralarını saracak gücü vardır ve kontrol edilemeyen, denetlenemeyen bir özgürlüğe gereksinim duyar. Böylesine kirletilmiş bir dünyanın içinde sanatçılar, düşünmeyen toplumlar için bir aydınlık, koyun sürüsü beslemeye çalışan rejimler için de bir tehdittir. İyi ki sanat var…

kalfa / 2013 / mindonart

Reklamlar