İşgal, dogmatik tetikleyicilik, sitüasyonist enternasyonal kurgu, marksistik, spritüel, dualizm ve kaotik kuşatımıyla yapılan yüzlerce yıllık planlar ülkelerin ayrılmaz bütünlüğü olan kutsal ve milli değerlerinin çeşitli propagandalara teşvik ve ihtiraslarla dopinglenmesiyle başlatılır. Bir truva atı götürülerek, ülke politikalarının sidik yarışlarını bizzat kurgulamış demokratik hak arayışlarıyla; subliminal, siber ve psikolojik dayatmanın amaçlandığı, eşitlik hükmü sağladıkları izlenimi ve şah görülen piyonların barış elçisi hamlelerinin sözde dünyadaki kabalist operasyonunun ekolojisidir! Saf direnişin korkusuzca yükselmesi istedikleri şeydir aslında. Bastırılıyor gibi gösterilmesi sadece “plazma saydamlık” oluşturmaları ve parazitleştirilmiş sivil kapitalizmin tek devlet planına hizmet etmesini gelenekselleştirerek fraksiyona tutuklu kalma zihni oluşturmalarıdır. Aslında aynı kanaldan departmanlaştırıyor yani şöyle düşünelim; muhafaza edilen şeyin aynı olması ancak o aynının fiilen farklılaştırılması algısının yaratılarak acıyı kademe kademe vererek iyileştirici nedenleri arıyorlar izlenimi yaratılması göz boyaması. Düello, yazılan senaryolarla, o senaryoları yıkmak sözcülüğünü kapsıyor! Elbette bu senaryolar anakronik yani geçmiş değerlerle bugünü yargılama, belli tarihsel olayları, kişileri, sonuçları bugüne “ödetmeci bir dahillikle” taşıyor. Kahramanlaştırılmış kişilerin gerçek yüzleri ortada yok sadece kendilerinin yonttukları siluetleri var. Biz gerilimi kutuplaştırarak yaşayan bir toplumuz. Görüş farklılıklarımız hep oldu. Ve bu görüş/taraf meselelerinin aşılması asla istenmez! Tatlı kaşınan bir yara gibidir. O yarayla oynarken diğer kesikler atılır. Karıştırma, örtme, manipüle etme siyonist militarizminin ekmeğine yağ sürüyor. Amaç hep sapar, sapacak da. Çünkü organize edilen bu. Ve bu böyle yansıtılacak ki yansıtılıyor da.

Yale Üniversitesinde yıllar önce yapılan bir deneyden bahsedeyim. Milgram deneyi. İnsanların erk (otorite) sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır! Buradan detaylara ulaşılabilir.

Emperyalizm değerleri önemsemez ancak bunu pozitif karşılamayla musafaha eder gibi empoze eder. Irak, İran, Afganistan, Filistin, Mısır ve Türkiye, gördük, görüyoruz. Bahaneler hiç değişmez. Mezhep ihtilafları, petrol ve aydınlanmacı döneme geçiş, önemseme/kapsama politikası, Avrupa Birliği müzakereleri ve güç ittifakları! Yoksulluk sınırları, gelir düzeyi eşitsizliği, hak ihlalleri, silah endüstrisine ayrılan milyar dolarlarca sermaye, viral hastalık virüsleri, ekonomi lobileri, sanal denetleyiciler, imitasyon adalet… İşte modern Dünya. Bizdeki balık hafızası, değerlendirme sığlığı, algı kırılması, şartlı refleks, çok yönlü derin düşünce yoksunluğu, düz mantıklılık ve genellemeler kendimizi intihar ettirdi. Urganı boğazımıza kendimiz doluyoruz.

Dünyada örnekleri vardır; eğer bir kitle oluşturabilir ve direnişe sürüklenirse onların üstünden kontrol bütünlüğü sağlanır. Bunlar Ortadoğu ülkelerinde uygulandı. Asya ve Afrika zaten yok pahasına hiçe sayılıyor. Sivil itaatsizlik tek cümleyle barışçıl, halkçı, herkese eşit davran hitabının haklı ve kimyası gereği hırslı bir sembolüdür. Ancak bunu dış komplo baskısı olmadan yapsanız bile bu dünyadaki örnekleriyle kara deliğe çekilecektir. Bu sembolün, ürkütücü yanı yeni dünya düzeni sahiplerinin kırılma noktası olarak tutum ve direnişin madalyonunun hangi yüze dönmesini kullanabilecekleridir. Sabote edilmesi kolaylaşır, ülkelerin ideolojilerini kendi lehlerine dönük uyarlamaya başlarlar. Ve ancak bir direnişi kontrolden çıkartan onun uzama süresi olabilir. Yani senaryolar manipülasyon ve illüzyonlarla haklılığı haksızlığa döker.

Tarih, politikayı sofra bezi olarak kaydeder. Zengin sofralarda devler açlıklarını giderir kırıntılar ve lekeleri bezde kalır! Hangi taraftan dahil olunursa olunsun parçalanma, dağılma sürecine yol alır. 21. yüzyıl da toplumları oyalamak için vardırlar. Geniş zamana dair bir perspektiftir ki; herkes dönüp dolaşıp aynı kumpasa geliyor ve bunlardan nemalanılıyor. Müzik ve sinema dünyası, basın, bilim, ekonomi kontrolü kendinde tutmazlar. Kontrolü kendinde tutanın elinden tutarlar. Bugün bir lider agresif bir dil kullanarak ötekileştirdiği halkını kışkırtır, eşyanın tabiatı gereği tansiyonu yükselen insanlar tepki gösterir ve bunun dış komplo çıkartmaları olduğu mazeretiyle mağdur zaferi oynayarak tabana hitap için şans oluşturur. Peki bu taban umursanıyor mu? Bence(!) hayır. Sadece kommensalist bir geçiş süreci. Söylediklerim akıl karı gibi gelmeyebilir ancak her şeyden uzaklaşın ve bir bakış açısı edinmeden bakın. Çünkü bakış açıları da kontrol edilebilir. Hala bir taraftasınız çünkü kendinizi böyle güçlü hissediyorsunuz.

Hallaç pamuğu gibi oynanır; akıl tutulmalarına maruz bırakılır, herkese görüş devredilirken bu fanatikleştirilir. Her kanaldan bir doktrin verilir. Yasal, demokratik ve illegal örgütlere hareket ve “ileri atılmaları için değer” atfedilir. Kastettiğim nüans ince şöyle ki; miraslarımız, kutsallarımız, değerlerimiz öz de baki ancak içine klonlanmış kopya yeni akım siyonizm boşaltılarak istenilen doktrinler doldurulur ve bunları destekleyici liderler tayin edilir. Bunlar parlamenter muhafaza etme propagandasıyla yapılır.

Karmaşa, olumlayıcı karşıtlık, reddin elde edilişi ve ayrıştırma ile gerçeklik algısı bertaraf edilir. Tek güç imparatorluğu istikrasına devletler dahildir. Bir meseleyi bayağılaştırma ve basitleştirmeyle, ayağa düşürmeyle böyle olduğuna olanak verilmemesinin sağlanması, inandırıcılığının kaybettirilmesi onun gözden ırak veya önemsiz olduğu olgusunu yaratır ki bu gerçekleşmesini kolaylaştırır. Bunları sindiremeyenlerin sindirememesinin nedeni duygusal türbülanstan ve bilinçaltı koşullanmalarından kaynaklanır. Politika da siz lider seçmezsiniz. Lider, sizin onu seçtiğinize ikna ederek sizi seçer. Şartsız benimsetme. Temel de tüm sorun sizin . İyi ve kötü karışır. İyinin içindeki kötü tüm iyiye yansıtılır. Bir keşmekeşte içindeki samimi, dürüst, adalet ve doğruluk kaygısı seslenen insanlar da ne yazık ki sonradan içeriye dahil edilen türlü cenderelerden, mimlenir nasibini alır. Batı acımasız mantığını diyaloglar gayesinin duygusal ortaklığıyla pazarlar çünkü toplumların genetiğini iyi biliyorlar. Duygusal insanlarız bizi nasıl yönlendirecekleri açık, bilhassa psikolojik yönlendirmeleri kek gibi yeriz, yiyoruz da. Sahte düzenin yerleştirilmesi için gerçek duygular ve tutkular her zaman kullanılır. Türk milletinin mukaddes iki damarı inanç ve vatan sevgisi üstünde romantizm paranoyası cirit atıyor. İnandırdıkları inanmak istediğimiz temalar da barındırıyor haliyle! Son yıllarda iyice misillemeci ve intikamcı olduk. Zorbalık, zulüm ve vahşete duyarsızız. Taraf perdesinden kurtulamıyoruz. Matematiksel ve analitik düşünmeyi beceremiyor, bilmiyoruz. Bu yüzden suistimalleri engelleyemiyoruz… Olan yine biz mazlum ve masumlara olacak!

Önemli bulduğum ve mutlaka okunmalı dediğim bir kaç link;

Rothschild Hanedanlığı, Filistin ve Yeni Dünya Düzeni

Tesla, HAARP ve Illuminati

Sübliminal Mesajlar, Çizgi Filmler ve Bilinçdışı – Volume I

 

spktrm/2013

Reklamlar