Sanat ve sanat eseri ilişkisinde sanatseverlerin, eleştirmen ya da diğer üçüncü gözlerin  eseri incelerken farklı yaklaşımları vardır. Her ne kadar eser, sanatçıya ait olsa da sanatçının kişiliğinin birinci dereceden yansıması olması olanaksızdır. Bu nedenle, sanatçıyı eser üzerinden yüceltmek hayal kırıklığına yol açabilir. Eserin,  diğer taraftan sanatçının yaşamına ait izlerle donatıldığı kesindir. Ancak her insanın; yaşam süresi gibi sayısız çetrefilli duygu durumları içeren yaşantılarından, eser göz önüne alınarak sağlıklı bir analizinin yapılması olanaklı değildir. Teknik ve yaratıcılık anlamında hayranlık uyandıran dehanın, kişilik olarak beklentinizi karşılamaması çok da şaşırtıcı olmamalıdır.

İkon üzerinden fark edilmek sanatçıların çabalarından biridir. Burada eser tüm dünyaca tanınmış, hakkında farklı yorumlar, görüşler içeren yazılar yayınlanmıştır. Hal böyle iken, ikonla ilgili haberler herkesin ilgisini kolayca çeker. Yani, pek çok sanatçının denediği gibi Mona Lisa üzerinde bir kurgu; ona bıyık eklemek, ağzına sigara iliştirmek gibi değiştirmeler, yenilikçi (!) sanatçıların sıklıkla denediği yöntemlerdir. Sanatçılar farkedilmek adına pek çok yol deneyebilirler. Bugüne kadar denenmiş bu yol ve yöntemler de aslında bir tıkanma noktasına gelmiştir demek çok da yanlış olmaz.

Eserin başlı başına, bir madde olarak fark edilmesi onu değerli kılabilir. Öte yandan sanatçı ile fotoğraflanan eserin yaygınlaştırılması günümüz tercihi olabilir ancak eserin sanatçıya ait olduğu imgesi şeklindeki bir karşılığı dışında  anlam taşımaz. İnsanların geçmiş sanat eserlerine bağlı bilgileri yazılı notlar (öncelikle sanatçıların kendi notları) dan elde ettiği verilere ve dönemin toplumsal, kültürel yorumlarına bağlıdır. Sanatçı  ve sanat eseri koşullar içerisinde içerik olarak değişikliğe uğradıklarına göre çelişkinin resmedilmesi hadisesi ne derece kişilik kanıtı olabilir? Bu nedenle sanatçının sanatına saygı duymak, sanatçıya saygı duymak anlamına gelmez. Bunu birbirinden ayırmak, ikonlaşmış eserlerin idol olmuş sanatçıları düşünüldüğünde pek de kolay değildir. Ancak söz konusu bir eser analizi olduğunda sanatçı ve sanat eseri konusunun çift yönlü olarak düşünülmesi ve ön yargılardan tamamen arınılması önem taşır. Van Gogh’un kulağının bir kısmını kesme hadisesi sanatının ilgilendiği bir konu , ya da Mona Lisa’nın kaşları konusu sanatçının kendi yarattığı bir magazinleşmiş tartışma konusu değildir. Sonuç olarak;  hayran olduğunuz eserlerin üreteni, sınırsız bir pasaklı, kötü bir eş, bencil bir kişilik ya da büyük bir olasılıkla uç noktada tuhaf olabilir.Bunlar ne eserin ikonlaşması ne de sanatçının eser üzerinden idole dönüşmesi için engel teşkil etmezler.

Sanat eserine bakarken sanatçıyı tanımamak belki de ön yargısız bir seyir keyfinin başlangıcıdır.

 kalfa 2013 / mindonart

Reklamlar