Sanat söz konusu olunca, izleyici genelde çekingen kalır. Çünkü izleyici, gördüğünü anında tanımlamalıdır, yoksa eser karşısında aciz kalacaktır. Peki, gerçekten böyle mi?

Sanat eylemi içinde olan kişi, üretim sürecinde, deneyimlerini farlılaştırarak geliştirir ve yeni bir dil oluşturur. Bir resmin, sanatçı tarafından teknik anlamda çıkarıldığı düzey, izleyen için hayranlık uyandırabilen ilişki anahtarlarından biridir. Dilin zaman içinde değişen formunu, plastik anlamda çözmek, sanatçı olmayı ya da sanat ile çok yakın ilişki kurmayı gerektirir. Bunu yapmamış bir izleyen, eseri izlerken ondan plastik-estetik anlamda haz almaz ve anlam peşinde koşar. Oysa günümüz sanatı yaratıcılığın ön planda olduğu deneyimleri içerir.

Boya resminde klasik pentürün dışına çıkamayan ve sanatın tarihi sürecinde ilgisiz izleyen için esere bakmak tam bir kaostur. Ve bu yüzden sanatçıya eseri anlatması yönünde soru ve taleplerle yaklaşır. Resim anlardan oluşan bir çözüm, görsel bir kompozisyon, teknik bir ustalık sunumudur öncelikle. İçerik son derece değişken olabilir.

Gördüğü suretten haz almak yerine ,(ki burada hazdan kasıt mutluluk değildir, çünkü eser sarsıcı, şaşırtıcı ve benzeri duygu durumlarına etki eden görüntü içerebilir.) anlam çıkarmak peşinde olmak izleyiciyi sanattan uzaklaştırır. Bu çözümlemeyi yapamayan, mayasında estetik öğreti bulunmayan, müziği söz olmadan dinleyemeyen izleyicilerdir ucubeyi yaratan. Yani ucubelik bakan gözde olabilir, bir eserde bulunan özellik değildir.

Sanatı anlamak ön yargıyı ortadan kaldırmak ile mümkünken, farklı kültürler ve dönemlerin etkileri ile sanatın biçimlendiğinin göz önüne alınması önem taşır. Bir resim kötü zevk ürünü olabilir, kötü teknik ile iyi bir resim, iyi teknik ile kötü bir resim yapılabilir.

Bu nedenle tüm bu yapı içinde duygusal zekaya sahip olmayan bir izleyenin genel anlamda eserle ilişki kurması oldukça zordur. ( sürecek )

kalfa 2013 / mindonart

Reklamlar