Irina Kisselgof Kitabı / İllüstrasyonlar  A.Ferez

Irina Kisselgof Kitabı / İllüstrasyonlar A.Ferez

Konu ile ilgili önceden yazmıştım ( “21. yüzyıl sanatı” ) ; bugün farklı bakış açıları ile dijital biçimlendirme ve sanat ilişkisini sorgulayacağım.

Sanat olgusu söz konusu olduğunda, kavram bir kaç alt grubu kapsıyor, bunlar; sanatçı, eser ve izleyici olarak başlıklandırılabilir. (Sanatsal eylemin niteliğine bağlı olarak, mekan da ayrı bir belirleyicidir ki, bu yazıda buna değinmeyeceğim.)

Sanat yapanın sanatçı olduğu öngörüsünden yola çıkarak,  sanatçılığın tanımını irdelemiştik. Ama yine de kısa bir anımsatmada fayda var; sanatçı teknik bir özelliğin dehası konumunda, virtüözlük ve yaratıcılığı birlikte kullanabilen, izleyenlerin bu harmanlama karşısında şaşkınlık duydukları, bir anlamda insan üstü beceri sergileyen bir kimliktir.

 Mueck; Teknik Deha /Güncel Paris sergisinden, "alışverişte anne"

Mueck; Teknik Deha /Güncel Paris sergisinden, “alışverişte anne”

Teknik deha kavramını 2009’dan bu yana sıklıkla kullanıyorum, bu benim adlandırdığım bir kavram olmakla beraber, aynı durumu tanımlayan farklı kavramlara da çok rastlamadığımı belirtmeliyim. Bilgisayar, matematik (bir anlamda teknik deha) aklın programladığı yazılımlar ortamıdır. Tüm uygulamalarında bir şablona gereksinim duyar. Öncelikle, Teknik dehadan bahsetme nedenim budur, keza bilgisayar programlarının çözdüğü ve çözebileceği kısım, bu “teknik deha”nın davranışlarının taklidinden ibarettir. Dijital biçimlendirmenin yaslandığı programlar bu problemi çözmüşlerdir. Şöyle de diyebiliriz ; bir sanatçı kimliğinin elinde, programlanmış teknik deha davranışları, onun şaşırtıcı görseller üretmesini sağlayabilir. Burada belirleyici olan yine sanatçı kimliğidir. Keza, salt teknik deha davranışı sağlayan programı öğenmiş sıradan kullanıcı, bunu yaratıcılık ile harmanlayamayacağı için ortaya çıkan görselin şaşırtıcı bir tarafı olmayacaktır. Hatta izleyen, doğrudan, bilgisayar biçimlendirmesi olduğu gerekçesi ile burnunu bükecektir. Özetle söylemek gerekirse sanat olgusundaki, sanatçının tanımına zemin oluşturan gereklerden yalnızca birisini karşılaması, dijital biçimlendirmenin bir sanat olup olmadığı konusunu tartışmaya açar. Çünkü , “sanat öğrenilemez” sadece anlaşılmaya çalışılır. Bunu da biraz açayım; İnsana ait yaşamsal değer taşıyan eylemlerden en elit olanı ( bu elit meselesini ” Fikrin Yüceltilmesi” yazılarımda açıklamıştım.) sanat yapma eylemi, aracı olmadan, doğrudan insan duyuları ile ilgilidir.Yani açıkçası beş duyu organı tarafından yönetilir ve koşulsuz olarak insana ait izler taşır. Görme, duyma, dokunma , koku ve tat alma farklılıklarından kaynaklanan yorum farklılığı ile başkalarının duyu organlarının dolaylı dolaysız yorumlarına hitap eder. Bu nedenle eserin aslını görmek, onun görseline bakmaktan farklıdır.Ve bu nedenle insanlar eserdeki şaşkınlıklarının ilk hamlesi olarak ona dokunmak, orjinalitesini onaylamak isterler. (Ve bu nedenle müzelerde , eser ile aralarında cam ve koruyucu alan belirleme zincirleri vardır.) Sanatçı gözü ile baktığımızda, eserin oluşumu bu duyu organlarının hassasiyetine göre biçimlenir. İzleyen gözü ile baktığımızda da, eser karşısındaki şaşkınlığını gidermek için, insana ait ip uçlarını toplamaya çalışan bir kimliğin dokulardaki  eli, boyadaki kokuyu bulma çabasına tanık oluruz.

Duyu organlarının denetimindeki insanın sanat yapma eyleminde beliren  eser ile, sadece teknik zemini hazırlanmış ve şablona gereksinim duyan bir biçimlendirmenin sonuçlarını, sadece kavramsal olarak bile benzeştirmeye çalışmak oldukça yanlıştır. Bu nedenle dijital sanat kavramını reddediyorum, sadece sanatın tanımına ters düştüğü için değil, sanatçıya ortak bir yazılımcının konuya teknik deha olarak katılmasından da dolayı… Bu nedenle “dijital biçimlendirme” Türkçe kullanımı olarak daha uygun geliyor, diğer yandan dijital painting olarak alt gruplara ayrılması da benim düşünceme uygun değil. Çünkü boyama işi, en başta sözlük anlamı ile boya ve fırçaya gereksinim duyuyor. Sonuçta dile bir şekilde yerleşmiş, çoğunluğu ithal bu adlandırmalar için fazla da yapacak bir şey yok. Bizler için faydalı olacak şey, sanatın ne olduğunu ve günümüz teknolojilerinin  sanatı farklılaştırma adına ona kattıkları.

Düşüncelerimi özetlemek gerekirse, sanatın geniş kitleler tarafından anlaşılmasını sağlayacak her türlü eyleme varım, dijital biçimlendirmenin, sanatsal becerisi olanın elinde işe yaradığını düşünüyorum. Günümüz koşullarında, değişen insan profilinin sabır ve işçilikten uzaklaşan, biraz da kolaycı yapısını düşündüğümüzde, bilgisayara ait tekniklerin, çekiciliğini uzun süre kaybetmeyeceğini düşünebiliriz.

Dürer / Ağaç Baskı / İkinci  Yapım

Dürer / Ağaç Baskı / İkinci Yapım

Sanatın yayılması, yani sürümüne gelince; Bu iş Albert Dürer ( 15.yy) ile başlamıştı zaten, yani eserin çoğaltılması ve yaygınlaştırılması işi, yeni bir iş değildir. Bu anlamda, eserin yine sanatçı elinde çoğaltılmış, özgün baskıları değer taşır. (Bunun nedenlerini bir sonraki yazıya bırakalım.) Bunun dışında, dijital biçimlendirmenin dünyayı dolaşan işleri, ismi tanıtabilirler ancak orjinallerinin çoğaltılması, dijital baskılama makinelerinin elinde olduğu için bu sürüm harcıalem olmaktan kurtulamaz.

soner göksay / mindonart / 2014

Reklamlar