kusurlu güzellik

KUSURLU "GÜZELLİK"

Kusurlarla bezeli bir şekilde yaratılmış olsa da insan; mükemmellik arayışından hiç bir zaman vazgeçmemiştir. Onun bu çaresiz arayışı zaman ve mekan kavramlarıyla birlikte değişkenlik göstermiş olsa bile insanı asla terk etmemiştir. İki gözün gördüğü bile bir değilken, çevresinde güzel ve kusursuz olanı yakalamaya çalışan gözler de elbette farklı sonuçlara ulaşmış: Her bireyin kimi zaman birbiriyle çatışan güzellik anlayışları ortaya çıkmıştır. Bu öznel değişkenliği Volteire kendi Felsefe Sözlüğü‘nde de dile getirmiştir : ‘Bir kara kurbağasına güzelliğin, gerçek güzelliğin, tokalon*’ un ne olduğunu sorun. Size kahverengi sırtını ve sarı karnını, geniş düz boğazını ve küçük başındanpörtlemiş iki yuvarlak gözleriyle güzelliğin dişisinden oluştuğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorun: onun için güzellik siyah yağlı bir cilt, içe gömük gözler ve düz bir burundur. Şeytana sorun: Size güzelliğin bir çift boynuz, dört pençe ve bir kuyruk olduğunu söyleyecektir‘.

kusurlu güzellik

Tarih boyunca sanatçılar, filozoflar ve sanat kuramcıları güzellik kavramına bir açıklık getirmek için çeşitli teoriler ortaya atmışlardır. Aristotales güzellik kavramını doğal ve canlı olan- olarak kabul ederken, Platon ise güzeli matematiksel temeller üzerinde inşa eder. Modern estetiğin babası kabul edilen Kant ise güzel kavramını ’ Bir şeye iyi demek için, her zaman o şeyin ne olduğunu bilmemiz, yani o şey hakkında bir kavrama sahip olmamız gerekir. Ama, bir şeye güzel demek için böyle bir gerekseme yoktur. Çiçekler, gelişigüzel çizilmiş çizgiler bize hiçbir şey ifade etmezler, hiçbir belli kavrama bağlı değildirler, ama yine de hoşa giderler‘ sözleriyle açıklar.

Peki öyleyse, bunca öznel açılıma rağmen, nasıl oldu da bazı estetik ve güzellik anlayışları toplumun sanata, güzele ve estetiğe olan bakış açısını kökten etkileyip, günümüzdeki karşılıklarını tek tipleştirmeye başlamıştır? Bir nesnenin veya bireyin genel güzellik ölçütlerine yakınlığı onu kabullenilebilir bir güzelliğe sahip kılabilmektedir. Oysa doğal güzellikten ayrı olarak sanat güzelliği bir ifadedir ve bu nedenle biriciktir. Neden günümüz zihniyeti -farklı olan-daki güzelliğe değer biçmeyi reddedip, çoğunluğun güzellik anlayışına sahip çıkmayı yeğlemiştir?

Doğanın bize ve çevremize kattığı kusurları görmek ve anlamak belki de sanat ve ifade çeşitliliği için gerekli olan yegane şeydir. Sanatta ve doğada kusursuzluk ancak düşünce boyutunda mümkünken, insanın varlığını kusurlarında gizli olan güzellikleriyle kabullenmesi elinden çıkacak olan yaratıcı eserlere kendisini en açık şekilde yansıtmasına da olanak sağlayacaktır.

Aşağıdaki videoda izleyeceğiniz şey, görmezden gelinen kusurlu-güzel’in vitrine taşınması. Ancak bazı insanların yapılanda sadece “ilginçlik” aradığını da göreceksiniz. Kusursuzluğun, -yüzeysel somutluktan öte- zihinde başladığının güzel bir kanıtı daha…

*Platon’un meşhur sorusu: “Güzellik nedir?” / “Ti esti to kalon?”

Nehir Kalyoncu / mindonart / 2014

Reklamlar