Fotoğrafın Kıskacında Portre

Portre sanatının, bir belgeleme uğraşı olmaktan çıkması pek de uzun sürmedi. Sanatçılar, ışığın etkilerini kullanarak başkalaştırdıkları suretin ruhsal etkisini arttırmaya Barok dönemde başladılar.

Figürün dahil olduğu resimde  duygu durumunun, içsel olanı yansıtması ip uçları yine bu dönemde görünmeye başladı.

Resim sanatında, başta içerikte olan değişim sonrası,  portre ve model olgusu farklı bir bakışta ele alındı , fotoğrafın gelişimi ile de  portreye fotoğrafın hakimiyeti belirginleşti .

…………………..

Hollandalı usta Rembrandt’ın “Altın Miğferli Adam” portresinde ışık, portredeki yorgun ve mağrur yüzdeki ifadenin yansımasında farklı bir rol oynarken, resim fotografik etkiden uzak, yoğun ve güçlü bir plastik başarı sunmaktadır.

Rembrandt / Altın Miğferli Adam / 1650

Rembrandt / Altın Miğferli Adam / 1650

1826’da başlayan Fotoğraf serüveni, bilinen, ilk “kendi” ( otoportre / self portrait) örneğini 1839 da verdi. Bu, fotoğraf ile başlayan, yeni bir resmetme süreciydi…

……………

Işığın rengini, günün değişken yansımalarında resmeden empresyonist sanatçılar  sonrasında da, portre deneyimleri bir içsel vurgu hedefinde ilerliyordu. Ta ki, Portre; görünenin başkalaştırılması deneyimleri sonrasındaki, öncü sanat akımları içinde “Foto-gerçekçilik”le karşılaşana kadar. Bu döneme kadar olan fotoğraf destekli tüm çalışmalar masumiyetini korurken; bazı sanatçılar, fotoğrafın yaptığı ile hesaplaşma ve onu alt etme çabasına girdiler. Onu alt etmek demek, objektifin yaptığını bilekle yapabilme becerisini sunmak demekti. Portre sanatı, samimiyetini bundan sonra kaybetti. Çünkü burada uğraş, fotoğraftaki başarı ile ilgilenmekten çok, onun taklidinin başarısına indirgendi.

Fotoğrafı taklit etme becerisinin ön plana çıkarıldığı, foto gerçekçi resim; bir "teknik başarı" uğraşı olmaktan ileriye taşınabilir mi?  ( Wake / Alyssa Monks)

Fotoğrafı taklit etme becerisinin ön plana çıkarıldığı, foto gerçekçi resim; bir “teknik başarı” uğraşı olmaktan ileriye taşınabilir mi? ( Wake / Alyssa Monks)

Hal böyle olunca, portre deneyimlerinin yeni yüzüne alışmak, sanatın ticarileşmesi sonrasında, sokak ressamları tekelinde bir taklide dönüştü.

” Sanatçılar” portreden uzaklaştılar. Oto- portre deneyimleri de, yeni sanatın içinde fotoğrafa bağımlı bir konuma geldi.

Çağdaş sanatın, fotoğrafı böylesine şuursuzca kullanması bir anlamda sanatçının yaratıcılığının gücü ya da güçsüzlüğünü çözümlemeye anahtar oldu.

Keza fotoğraf programları ile üretilmiş portre ya da kompozisyonların resmedilmesinin sanatsal bir tarafının kalmadığı sancılı bir 10 yılı devirmiş bulunuyoruz. Bu saatten sonra sanat adına belirleyici olan, kaynağın yaratıcılığı olacaktır. Fotoğraftaki portrenin, boya ile kopyalanmış sureti üzerindeki ufak çağdaş rötüş tatları, yapılan resmin bir el becerisi olma durumunu değiştirmeyeceğinden, artık ilk adım olan fotoğrafın “özelleştirilme” becerisi önem kazanacaktır. Çünkü nihayetinde, resim sanatı fotoğraf ile flört ederken,  pentür ‘den bahsedebilmek için, resmin, fotoğraf ile vedalaşmış olması gerekiyor.

Fotoğraftan kopyalama işinin, bir bağımlılık olup olmadığı sorusuna gelince, burada; eserin üretim süreci değil, ortaya çıkan sonucun  yaratıcılığı ve fotoğraf kaynaklı bir çıkışın, nihai halinde nasıl bir farklılığa ulaştığı belirleyici olacaktır.

soner göksay / mindonart / 2014

Reklamlar