Fikri Göksay, 1955

Fikri Göksay, 1955

Minimalist yaklaşım konusunda bana ilk ilham veren insan, rahmetli dedem Fikri Göksay* olmuştur.

Dedem Türkiye’nin ilk fotoğrafçılarından birisi olmasının yanısıra, kendi çizdiği sıradışı Atatürk portreleri ile de tanınan bir isimdi. Atatürk portrelerini çizerken, yanında oturup onu izlemekten keyif alırdım.

Çizmek derken, önce portreyi çizer, sonra çizdiğini silerdi. Önce tüm detayları ile eskizi tamamlar, daha sonra elindeki kalemi bırakıp silgiyi alırdı. Çizdiği portreye bir gözünü kısıp bir adım uzaktan dikkatlice bakar, sonra ‘olmasa da olur’ diye düşündüğü birkaç çizgiyi silerdi…

Tekrar geriye gelip bakar, tekrar portrenin bütünlüğüne katkısı olmadığını düşündüğü diğer çizgileri yok ederdi.

Kendi kendisine ‘bu çizgi olmasa da bu çizim Atatürk’e benzer mi? Benzemez mi?’ diye sorarak bir değerlendirme yapardı sanırım.

En sonunda silme işlemi bittiğinde, karşımızda gereksiz hiçbir çizginin olmadığı, olabildiğince sade, mükemmel bir Atatürk portresi olurdu. Her bir çizginin bir işlevinin olduğu, ne bir eksik ne bir fazla çizgiden oluşan bir portre!

Özünde hayat gayet basit ve sadedir… Onu karmaşık hale getiren bizleriz.
Önce yaşamı karmaşık hale getirir, sonra kendi yarattığımız karmaşayı çözmeye çalışırız…

Sanırım bazen elimizde karalama kalemi yerine bir silgi olması herşeyi daha kolay ve anlamlı hale getirebilir.

Aycan Gönenç

 www.agfreelance.com

 

 
* Fikri Göksay aynı zamanda Mindonart’ın editörü sevgili dayım Soner Göksay’ın babasıdır.

Reklamlar