Sanat Tasarımın Neresinde?

 

Tasarlama işinin, öğretim biçimi olarak benimsenmesinde önemli rolü olan Alman Mimar Gropius, Bauhaus’un kuruluşunda üç temelden yararlanmıştı; Sanatçılar, Zenaatkarlar ve Mimarlar…

Sanatçılar Bauhaus’un ilk eğitmenleri olmuştur. Wassily Kandinsky, Paul Klee gibi soyut sanatın sorgulayıcılarından oluşan sanatçılar, ekolün biçimlenmesinde önemli rol oynadılar.

Oskar Schlemmer / ALMAN rESSAM – hEYKELCİ / Bauhaus kareografı

 

20. yüzyılın başlarında, her ne kadar, soyut sanat alanında yeni denemeler tüm hızı ile sürse de, farklı disiplinlerin beraberliği, tasarlama prensipleri eğitiminin çıkış noktası oldu.

Günümüzde, pek çok  tasarımcının sanata bakış açısı maalesef bu ortak disiplinlerin birlikteliği hassasiyetinden uzaklaşmıştır.

Bunun başlıca nedeni,  21.yüzyıl sanatında yüceltilen ” fikir ” olgusunun, basit anlamda, el becerisine sahip olmayan ya da farklı bir deyişle sanatsal yaratıcılığı kıskananlar elinde ön plana çıkarılarak, neredeyse tüm sanatsal eylemlerin küçümsenmesidir.

Hatta bazı temel sanat ve tasarım eğitimlerinde, sanatı anlatabilecek yetkinliğe sahip eğitmenlerin güç bulunmasından dolayı, öğrenci sanattan özellikle uzak tutulmaktadır.

Bir şablon ve temel kurallar ile açıklanması mümkün olmayan sanatın anlatılmasındaki zorluk, tasarımın  kendi başına bağımsız ve öznel olabileceği yanılgısını doğurmuştur.

Aslında bütün çelişki, sanatın bağımsız doğası karşısında, tasarımın tekrarlanabilme zorunluluğu yasalarının çarpışmasından doğar.İşte, Bauhaus ekolü, bu çelişkiden yola çıkarak, disiplinleri uyum içinde birlikteliğe zorlayan bir eğitimi keşfetmiştir.

 

Joan Miro

Joan Miro

 

Sanatsal bakış, insan duyularının hepsi ile ilgili ve ilişkili, bireysel ve evrensel tüm çelişkilerden doğan bir etkiye sahipken, tekniğin sürekli tekrarının estetik bilinçten mahrum bırakılması düşünülemez. Hal böyleyken tasarlama işinin sanattan uzak düşünülebilmesi de olanaksızdır. Tasarımcılar, ” güzel ” kavramından korkarlar. Oysa, güzelin tanımı, sanattaki çeşitlilik içinde değiştirdiği tüm kılıklardan yüz akı ile çıkmıştır. Bu nedenle güzellik ile hesaplaşma işini sanat, tasarlamadan önce halletmiştir diyebiliriz.

Tasarımcılar, farklı pek çok alanda, sektöre, insan ergonomisine ve doğasına en uygun üretimi yapmak için yarışırken günün estetik algısını hesaplamadan başarılı olamazlar. Bu nedenle ürünün pazarlanabilmesi ve tanınmasına giden süreçte , ekip çalışması son derece önemlidir.

Bu ekip çalışmasını içinde, tasarlamanın sorunlarıyla boğuşmaktan, işin ruhuna pek de yüz vermeyen bir yaklaşımın, sanatçıya ihtiyacı kaçınılmazdır.

Ve bu anlamda; Tasarlama işinin problemlerinden uzak kalabilme lüksüne sahip, öğrenilmemişliğin çekiciliğinde, çocuksuluğun tadında ve zaman zaman sorumsuzca davranabilen bir güce sahip ” sanat’ın “,  temel eğitimlerdeki önemi büyüktür.

soner göksay / 2014 / mindonart

 

Reklamlar