"Karganın Üç Filizi" / sONER gÖKSAY / 1998 / Tuval üz. Yağlıboya / 70 x 100 cm

“Karganın Üç Filizi” / sONER gÖKSAY / 1998 / Tuval üz. Yağlıboya / 70 x 100 cm

D e p r e s y o n d a m ı s ı n ı z ?

İlhan’ın ” Mutlu İnsan Yazmaz ” sözünden girişle, içselliğin sorgulandığı iki satır yazasım var.Yazdıklarım kişisel deneyimlerim olduğu için, diğer yaşantılarla tam olarak örtüşmesini beklemeden, sanata dair duyduğum sorumluluğa ithafen yazıyorum.

Evet, sanatsal eylemin her türü, yaşamın içinden çıkar ve kişiliklerin elinde, gerek teknik gerek içerik, gerekse de sunum olarak biçim değiştirir.

Her koşulda bir fark edilme çabasıdır sanat; kimi elinde kendince mütevazi, kiminin elinde arsızca şımarık. Bu nedenle, sanatın ne olup olmadığı konusunu sorgularken, sanatçı ve eser ilişkisinde bir mola almak gerekli.

“Mutlu insan yazmaz” diyordu usta, “mutlu insan çizmez” demeden önce, çizilenin niteliği ve izleyen gözünde bugünün eserinin biçimsel özelliklerini konuşalım.

" Beyazdan Eksilen" / Mehmet Oluş / 2013 / Tuval üz. Akrilik ( Detay )

” Beyazdan Eksilen” / Mehmet Oluş / 2013 / Tuval üz. Akrilik ( Detay )

İçsellik, ya da yaratıcılık söz konusu olduğunda, “göze dokunan”dan başka bir şeyden bahsediyoruz demektir.

Sanatçı için depresyondan çıkmanın ön koşulu olabilir sanat. Bir tedavi süreci olabilir. Kabuslarını ehlileştirme serüveni olabilir. Saplantılarını, dışa vurarak, paylaşarak etkisini azalttığı ve onlarla koşulsuz bir terapi süreci yaşadığı bir deneyim de olabilir. Korkularını size yüklemenin, pişmanlıklarını aktarmanın bir yöntemi de.

Ya da teknik bir seçimdir bu uğraş, ve yukarıda yazdıklarımdan hiç iz taşımaz. Ezberlenmiş bir renk düzeninin hassas işçilikli kurgusunda sadece göze iyi gelen ile uğraşmıştır. Aslında, akademik eğitimlerde bu yaklaşım tanımlanmış ve ” dekoratif ” olarak adlandırılmıştır.

Çok renkli, bazen doğanın olağandışı renkliliğinin tam taklidi olabilen, bu “göze iyi gelenler”, sanatçıların öncelikli tercihi olmazlar.

Adsız ( Detay) / sONER gÖKSAY / 2013 / Tuval üz. Yağlıboya / 60 x 100 cm

Konuyu kişiselleştirmek istememekle beraber, daha iyi ifade edebilmek adına kendimden örnekleyeceğim;

Sanatçı memur gibi çalışamaz. Çünkü, sürekli belirsizliği belirleme çabasında böyle bir lüks yoktur.İçselliği güçlü sanatçıların, eserleri az, ömürleri kısadır.

Yaptıklarım çok kişi tarafından ” depresif ” bulunur; (90’da yaptığım bir resmi galeriden satın alan bir çift, figürün kucağındaki kuşun ölü olduğunu bir hafta sonra fark edip, resmi değiştirmek istemişlerdi.)

Her resmin bir dünyası vardır. Bizim yaşantımızla biçimlenmiş, bizden bağımsız. Renkler, gözün doğrudan algıladığı, ışık yansımalarından oluşmayabilir. Resmi, kendi dünyası içinde hissetmek, tıpkı, iyi bir müzik dinleme becerisindeki kulak eğitimi gibi, göz eğitimi gerektirir.

Rengi özelleştirememiş ressamın sanatçılığını tartışırım.

Kişisel görüşüm, rengin, 4 ila 6 renk karışımı ile yeniden biçimlendirilme becerisinin çok önemli olduğudur. Bunu birçok resim yapan bilmez. Yaptıkları rengarenk, ancak derinliksizdir.

Resim, bizi iki boyut içinde, üç boyut algımızı zorlayacak bir serüvene çekmedikçe, yani valör zenginliği taşımadıkça, zayıf, çiğ ve etkisizdir.

Renk önemsizdir, rengin değeri önemlidir.Ve, sanatçının resminde huzur arayanların, resim karşısında duydukları hayal kırıklığı belki de o resmin sanatsal değerini onaylamaktadır.

Konu uzun, ve uzun yazılar okuma sabrı düşük,….devam edeceğim, ilginizi çekerse…

soner göksay 2014 / mindonart

Reklamlar