GAUGUİN SANATI / Tahiti İmgeleri

İzlenimcilik sonrası resimsel gelişmelerin öncüleri arasındaki Gauguin,rengi,duygusal etkileri ön plana alarak kullanmış,natüralist olmayı bu anlamda dışlamıştır.

Fransız sanatçı Paul Gauguin, 1884 yılında Borsa simsarlığında uğradığı başarısızlığı terkederek tamamen resme yönelir ve Kopenhag’dan Paris’e döner. 1889’da Evrensel Paris sergisindeki Tahiti Pavyonu onun bu adaya taşınmasına neden olan önemli bir etkendir.

Her ne kadar,1891’de başlayan Tahiti macerasında umduğunu tam anlamı ile bulamasa da,Pasifik’te geçirdiği bu zaman ona büyük katkılar sağlayan, batı kültürü öğretisi ve yerli imgeler sentezine dayalı çalışmalar yapma imkanı sunmuştur.Resmi, pek çok yenilik içerir; en başta dini temalı konulara getirdiği sıra dışı yaklaşım belirgindir.

Gauguin ham dokulu kumaş üzerine kendi astar atarak hazırladığı tuvallere çalışırdı. Dönemin gemi ticareti hareketliliği sayesinde siparişleri, Paris’ten eline iki ay gibi bir sürede geçiyordu.

Çok sayıda sanatçıdan esinlenmiş,fotoğraflardan ve modellerden yararlanmıştır.Purusya mavisi ile kontürlediği deseni boyaması onun karakteristiğidir.

Tahiti’de geçirdiği zaman içinde, yaşadığı bölgenin yerel desenlerini de tuvale yamayan sanatçı,tam anlamı ile batılı olmaktan kurtulamamış, yoruma dayalı işler üretmiştir.

…………………

Buradaki ilk etkili yapıt, “Selam Sana Meryem Ana”dır. Geleneksel Avrupa sanatına tamamen aykırı resimde Meryem, oğlunu adadaki yerliler gibi sırtında taşıyor.

We Hail Thee Mayr / 1891

IA ORANA MARIA / 1891

 

İsanın doğumu temasını şimdiye kadar hiç alışılmamış bir şekilde işlemiş,”İsa’nın Oğlu” adlı çalışmasında Meryem’i yorgun ve huzurlu resmetmiştir. Modelliğini, Tahiti’li sevgilisi Paura’nın yaptığı bu resimde alışılmış tüm imgeler,yerini Gaugin’in düş gücüne bırakmıştır. Resimdeki çiftlik hayvanları için  eski bir Fransız resmini kullanan sanatçının bir çok çalışmasında Batı kültürü kaynakları görülebilir..

Gauguin resimlerinde her ne kadar yerli motifleri olsa da, içerik olarak genel seçimi, Avrupa sanatından esinlenmelerden oluşur.

 

Te Tamari No Atua / Son Of God  Çalışmanın altında orjinal isim,yerli dilinde "Tanrı'nın Çocukları" anlamına geliyor.

Te Tamari No Atua / Son Of God
Çalışmanın altında orjinal isim,yerli dilinde “Tanrı’nın Çocukları” anlamına geliyor.

Resimde Meryem’in ayağında uzanmış kedi, X-ray incelemesinde,ilk çizimde görülmüyor.Sanatçı bu figürü,kompozisyonda bir eksik görmüş olmalı ki,sonradan eklemiş.

 

Sanatçı bu resmini yaparken, aşağıdaki ” Ölülerin Ruhu Uyumaz” adlı çalışmasından da esinlenmiş. Arka plandaki totem benzeri dikey parça geleneksel motiflerden oluşuyor.

Bu iki resim arasındaki ikinci benzerlik, ” Gecenin Karanlık Ruhları” figürleridir  ve yerel kültürde ölümü temsil ederler. Bu figürler ile, sanatçının, doğumun ölümle birlikte gelmesi düşüncesini yorumladığı düşünülmektedir.

 

………………..

Gaugin’in kullandığı tuvalin kaba kumaş dokusu ve astarın niteliğinin, renkleri mat göstermesi,bu dönem çalışmalarının içeriği ile örtüşüyor.

………………..

Aşağıdaki çalışma, ” Tanrı’nın Oğlu”ndan sonra, sanatçının çocuğunun ölmesi sonrasında yaptığı çalışma. Modeli yine, Tahiti’deki ikinci eşi olan Paura . Resimde, özellikle Paura’nın yüzünde; tüm renkliliğine rağmen, doğduktan kısa bir süre sonra ölen çocuğunun acısını izlemek mümkün.

 

Teknik ressam da olan sanatçının tuvali iki boyutlu etkiye sahip,yenilikçi bir renk anlayışının ürünüdür.Resimleri, özel hayatında huysuz ve kaba olduğu bilinen sanatçının, işinde titiz ve disiplinli olduğunu açıklamaya yetiyor…

kalfa / 2015 / mindonart

 

Reklamlar