Sanatçıları anlamaya çalışmak tekniği çözmekle mümkün değil.

Kaldı ki öznelleştirilmiş teknik dahi, bireysel, karakteristik özelliklerin elinde farklı bir form buluyor.

O nedenle, en basit anlamda; “How to do?” gibi başlıklarla paylaşılan videolardan yapılan taklitlerin bile farklılaştığına tanık oluyoruz.

Resimle uğraşma işine bir şekilde bulaşmış yetişkin yaş gurubunda sıklıkla karşılaştığım bir soru var, aslında soru da değil bir istek, bir adım isteği; “- Ben sizin gibi çalışmalar yapmak istiyorum”.

Burada kastedilen aslında resime benzerlikten çok, yaratıcı etkiyi hissedebildiği bir çalışma yapmak.

Hep söylediğim şeyi yineliyerek başlayalım. Sanatçı bir şeylere takık olmadan, ya da geçmişi bir metaforu yaratacak takıntılarla bezeli olmadan, yeni ya da yenilikçi bir şeyler üretemez.Çünkü içeriğin itkisi,tekniği özelleştirecek ve güçlendirecek süreci yaratır.Tekniğin dokusu, formu, rengi, içerikten beslenir. Soyutlama, içerikten beslenir.İçeriği yok sayamazsınız. Sonuçta bir ide’ye dayalı form her ne kadar geometriye de indirgenmiş olsa çıkış noktasında fikir ve içerik vardır.Bu nedenle sadece patates resmi yapan bir sanatçının, bunu nasıl yaptığı ile ilgilidir sanatı.Patates demişken buradan geliştirelim konuyu.Dokusundan kokusuna,çağrışımından formuna kadar ezberlenmiş, analiz edilmiş, parçalanarak birleştirilmiş bir malzeme, sanat ürününün çıkışını oluşturabilir.Ona yüklenen anlamın görsel ifadesi sanatçının ürününü biçimlendirir. Artık ortada patates değil, yeni bir görsel form vardır. Picasso’nun; “Bu bir kuş değil, kuş resmidir” açıklamasının içerdiği anlam budur. Farklı bir deyişte Magritte’nin “bu bir pipo değildir” yaklaşımı da sanattaki imgenin çağrıştırdığından öte bir süreç olduğunu açıklar.

Yaratıcılığın özünde , içeriği zenginleştirme becerisi vardır ki, bu tamamen felsefi derinliğe gereksinim duyar.Peki,Felsefi derinlik nelere gereksinim duyar diye de sorsak?

Öğrenilmiş olanın dönüşü yoktur.Öğrenmek hareketsizleştirebilir. İçgüdüsel olan yaralanır.Bu nedenle çocuklar,öğrenmemişliğin gücünde iyi resim yaparlar.Lise çağında bozulur resimleri, şablonlara, perspektif ve renk öğretilerine yenik düşer içtenlik.

Durum böyle olunca, öğrenilmiş olan özelleştirilirse ancak o zaman yeni bir dil kullanılabilir ve yetişkine çamurla oynama şansı doğar.İşte çamurla oynayamayan yetişkinin çaresizliğidir yaratıcılığı kıskanmak.

Felsefi derinliği güçlendiren, korunmasız yaş almışlık, çok gezme, çok okuma, yaşadıklarından sebep sonuç ilişkisi çıkarabilme becerisi, merak ve tutku yaratıcılığın temel anahtarlarıdır.

İnsanın sanat yapma nedenleri farklıdır. Sanatsal eyleme yakın olmayanların farklı takıntıları vardır.Keza sanat bir takıntıdır.İyi ya da kötü huylu olsun, bu takıntının tedavisi bunun üstüne gitmekle mümkündür. Aynı; titizlik hastasına, kömürle temizlenmek tedavisi gibi.

Yaratıcılığın anahtarları arasında kopyalama yoktur. Sanat görülmemiş olanla çarpıcı olabilir, öznel dünyanın kendi doğasını bozmadan sunulması ilgi çekebilir.

Sanatsal yaratıcılığa imrenen öğrenmenin çaresizliğindeki üretenin şu soruları sormasında fayda var.

Ben neye takığım? Bunu, nasıl bir üretimle görsel- estetik bir dil ile sunabilirim.İçeriğimi biçimselleştirecek teknik malzemelere hakimiyetim ne durumda, öğrendiklerimin ne kadarını unutma lüksüm var?

Ve en önemlisi ben nasıl bir insanım?

Bir kilit nokta da bu. Kullandığın teknik ile doğan örtüşüyor mu?

Henüz bunun yanıtı verilememişse,sanatı ya da sanatçıları anlamak için en başa dönmekte fayda var.

(sürecek)

kalfa/ mindonart / 2015

Reklamlar