FOTOĞRAF, her zaman, çekenin gözündeki özelin anlık sunumu olarak belirir.

Eğer böyle olmasaydı tamamen tekniğe indirgenerek, kadrajdaki başarı açıklanabilirdi.

Kadrajdaki başarının, bu anlamda formüle edilme uğraşı başarısızlığa uğramıştır. Çünkü söz konusu olan Portredeki başarı ise, bakışları izleyen tarafından farkedilen ya da objektife bakan bir kimlikten bahsediyoruz demektir.

Burada, objektife bakanla, objektiften bakanın koşulsuz ilişkisinden bahsetmeliyiz.

Portredeki kimlik ipuçlarının birkaçı ile karşılaşma şansı tamamen objektife bakanın saimiyeti ile ilgilidir.

“Kendinden” çekimler ( kişinin kendi fotoğrafını çekmesi- özçekim / selfie) düşünüldüğünde, kişinin kendisine karşı daha yapmacık olduğunu,  bu özçekimlerde doğallığını kaybettiğini görürüz. Portre çekiminde poz veren, ister anlık yakalansın, ister hazırlık yapsın, objektife  bakarken çekenin gözlerine bakmaktadır.

İnsan doğasının çarpıcı bir karşılığı olarak ; anlık yakalanmada, önemsenmenin dolaylı ifadesi, hazırlıklı olanda ise izlenirken izleme lüksüne tanık oluruz.

Model ve çeken olarak düşündüğümüzde bu ilişkinin doğasındaki yansımanın zenginliği kadraja düşer.İster içgüdüsel, ister öğretiye dayalı kompozisyon becerisi, bu ilişkinin yokluğunda başarısızlığa uğrayacaktır.

Fotoğraf; Ahmet Şevki / Lefkoşa / 1911

Yukarıdaki birlikte poz vermiş iki kadın figürünü inceleyin. Figürlerin duruşları fotoğrafı çekenle ilişkisizdir, buradaki içtenlik   figürlerin yaşama bakışından yansıyan anlık izlerden ibarettir. Ve bu samimiyet fotoğrafçıya ait değildir.

Fotoğraf portre kaygısı ile çekilmemiş, yaşamın bir dönemi belgesi niteliğindedir. Doğal ışığın kullanımındaki ustalık bile bu gerçeği değiştirmez.

Fotoğraf ( Ayrıntı) ; Ahmet Şevki / Lefkoşa / 1911

Aynı fotoğraftan kadrajladığım tek kadın figüründe anlam, bütünüyle  değişmiştir. O, artık objektife bakmasa da fotoğrafı çekene , biz de  izleyen olarak, modele daha yaklaşmış ve onun iç dünyasına odaklanma şansı yakalamışızdır.Burada, bakışmanın eksik olması, modelin izlendiğinin farkında olmaması anlamına gelmiyor.Hele fotoğrafın çekildiği 1900’lerde objektifin karşısında durmanın ayrı bir gurur kaynağı olduğunu düşünürsek, tüm bunları ifadede görebiliriz.

Portrede Kadrajın başarısı, bir kareye ortalanmış, sıkıştırılmış ya da sığdırılmış suretin teknik düzenlenmesinden öte bir ifadeye bağlıdır.Yukarıda sözettiğim “bakışmak” meselesi modelin yansıttığı zenginlik ile birlikte fotoğrafı güçlendirir. Bu ifadenin yönetimi ve sonucundaki içtenlik de, ancak, çeken ve çekilenin uyumlu çalışması ile mümkün olabilir.

(sürecek)

soner göksay / mindonart / 2015

Fotoğraflar; Ahmet Şevki / Lefkoşa / Kıbrıs

Reklamlar