İnsanın doğasında vardır, soru ile başlamak ilgi çeker. Ne yaman çelişkidir ki, yaratıcılık gibi bir kavramı sorgularken tek dayanağımız yine aklımız..

Oysa Yaratıcılık, daha sözün başında söyleyebiliriz ki, kontrolsüzlükle ilişkilidir.Ve bu kontrolsüzlüğün açıklanmasında akıl çaresizdir. İnsan yaşantısında akla  çok yüz vermenin pek de tutarlı bir tarafı olmadığını hepimiz deneyimlemişizdir.Yaşamı belirli kılmak yanılgısındaki insanın, en büyük acizliği de budur sanırım.

Yaratıcılık, akıl ve yetenek, zaman zaman birliktelik yaşasalar da, sanat kavramı’nın ve deha’nın tanımlanmasında açıklanamayan tek olgu, “yaratıcılık” olarak göze çarpar.

Bu yazının çıkış noktasını, bir öğrencime, tasarımı ile ilgili olarak (aklı ve yaratıcılığının çelişmesi nedeniyle kontrolü kaybetmiş olması konusunda) yaptığım yorumumun aldığı tepki oluşturmuştur.

Akla çok yüz verenlerin anlayabileceği şekilde örneklendirmeye çalışacağım konu, insanların temel bir şablonda “özellikle sanat ve tasarım eğitiminde” değerlendirilemeyeceği gerçeğine dayanmaktadır.

 

Komet / Gürkan Coşkun; Sanatsal yaratıcılık, akıl ve yeteneğin sentezi. Aklın açıklamakta aciz kaldığı yaratılmış bir başka dünyanın virtüözü.

 

Geleneksel Mimari tasarım eğitiminin bugün sırtını yasladığı Gestald Prensip ve öğretileri, temel olarak açıklanabilir ve öğrencinin şablon değerler oluşturmasına yardımcı olabilir. Davranışçı kurama tepkisel olarak doğan Gestald öğretilerinden temel alınarak  yararlanılan programlar, öğrenci “biricik”liğini göz ardı edebilir. Bu nedenle, yaratıcılığın adı anılmaksızın yorulan bir eğitim pek çok öğrenciyi konu dışına iter. Basitçe açıklamak gerekirse; Gestald’a göre; “Şekil zemin ilişkisi”nde (algıda seçicilik), şekil ve zemin,dikkatin yoğunlaştığı noktaya göre değişir.Yani mutlak kavramlar değildir. Buradan atlanan, kişilerin odaklanma konusundaki algılarının değişkenliğidir.Yakınlık, tamamlama, benzerlik, süreklilik gibi diğer Gestald prensipleri de, tamamen aklın yönetimine dayalıdır. Duygusal zeka (EQ), matematik zeka gibi ( standart zeka testlerinden çıkarılan matematiksel değer/IQ) rakamlarla açıklanamayan ve psikologların uzlaşamadıkları bir konuyken, öğrencinin tamamen matematik zekasının uyarılması, diğerinin yok sayılması sıkıntısını getirebilir.Bu nedenle temel sanat ve tasarım eğitimlerinde farklı disiplinlerin hakimiyeti, tekelci ve gelenekçi yaklaşımlardan çok daha değerlidir.

Bir renk algısı, şablonlara indirgenerek açıklanamaz; kültürel, psikolojik, sosyal,.. çok boyutlu bir değişkenin yansıması sonucu o da değişkendir. Dolayısı ile, rengi, öğrenilmiş kalıplar üzerinden anlatmak dahi, yaratıcılığı es geçen IQ hayranı bir yaklaşımdır.

 

Üç boyutlu sokak çalışmaları, görsel bir illüzyon; Teknik deha ve yinelenebilir örnekleri.

 

…………………………………

Temel Tasarım fikri’nin doğduğu Bauhaus okulu / ekolü tüm ortak disiplinlerden yararlanma hedefi içerirken ( Dönemin çok sayıda öne çıkan sanatçısının eğitmen olduğu okul ) geçen zaman içinde eğitim yöntemleri, sanatın değişken formundan yorgun düştü. Tam da bu nedenle, uzlaşamadığı ve değerlendiremediği bu alana, sanatçının formunu değiştirerek hakim olmaya çalıştı.( Avant-Garde böyle doğmuştur. Günümüzde pek çok heykelci, heykele dokunmadan üretim yapar.) Bu hakimiyeti 20.yy ortalarında kuran yeni disiplin, sanatı tamamen fikre indirgeyerek, onu akıl ile açıklanabilen, salt düşünceye indirgeyerek tasarımın aktarılabilir ve yinelenebilir yönüne formül buldu. Hal böyleyken, sanat anlaşılmalı, mimari ölçeklerde inşa edilmeli ve hatta kapitalizmin aç zenginleri beslediği müzayede salonlarından “residence” lara taşınmalıydı. (Fikrin Yüceltilmesi1 , Fikrin Yüceltilmesi2  yazımda değinmiştim) Özetle Bauhaus devrimi yeni eğitim sistemleri ve eğitmenler elinde sürmenaj oldu..

Konu çok karmaşık görünse de temel sorun, eğitimde öğrenciyi tek tip insana indirgeme gafletinin başarısızlığıdır. Bu nedenle açıkça söylemek gerekir ki, öğrencinin bir dersi anlaması kadar vereceği emeği, eğitmen, öğrenciyi anlamak için vermelidir.

Yeteneğe gelince; paranormal ya da beden becerisi , diğerlerinde hayranlık uyandıran, aklın ve bedenin düşünce ve sınırları dışında kullanabilenleri tanımlar.

Yapılan en büyük hata, ya da çok insanın en büyük yanılgısı yeteneği sanat ile birlikte anmaktır. Yetenek gelişir,yani bir teknik deha yeteneğinin sınırlarını zorlayabilir. Hemen örnekleyeyim; Salvador Dali,bir teknik deha’dır. Sanatçı olarak anılma nedeni, yaratıcılığı değil, teknik dehasıdır. Sürrealistler içinde, Bilinçaltını bilinçli bir şekilde yormaya çalışan, gece uyanınca tuvalin karşısına oturan deha, “İmgeleri” kolajlayarak kompozisyonlar üretmiştir.Yani, Dali’nin sanatı gücünü,onun yaratıcılığından değil yeteneğinden alır. Yetenek, yaratıcılık ile güç kazanır.Bu üçlü ilişkinin doz ayarı Sanatın formülüdür bu formül ise kağıda dökülemeyen değişkenler içerdiği için bir bakıma bilinmez bir formüldür. Aklın  yaratıcılık önünde bir engel olması her ne kadar bildik bir konu olsa da yetenek, yaratıcılık ve aklın birlikteliğini formüle etme uğraşı, yine akla yüz verenlerin işidir..

 

Paul-Delvaux-Il-museo-spitzner-1943

Paul Delvaux ; Bir teknik deha, Belçikalı Sürrealist.Yarım bıraktığı mimarlık eğitimi ve Biyoloji Labratuarında hayranlık duyduğu iskeletlerin izleri ile donatılmış düşsel tuvaller.

 

Çocukların üretimleri ya da Art Brut düşünüldüğünde, öğrenilmiş olanın en büyük özleminin, davranışçı eğilime ve saflığa yöneliş olduğuna tanık oluruz. Çocukların akıldan ( tabi ki tasarlama bilinci ve yetenekten bahsediyorum) yoksun üretimleri  Miro’ya, akıl hastası ve ötekilerin üretimleri De Buffet’ye sanatsal esin kaynağı olmuş ve çoğunluğu düpedüz kopya olan çalışmalar sanat tarihine damga vurmuştur.Bu “akli insanlar”, sanatsal yeteneklerini, “akılsız”ların yaratıcılıkları ile biçimlendirmişlerdir.

Tüm sanat dallarındaki doğaçlamalar, öğrenilmiş olanların artıklarıyken ve unutmak yeni bir yaratmanın penceresini aralarken, akla bunca yüz vermek, yineliyorum; en büyük acizliktir.

Aklın nasıl kullanıldığını sorgulayanlar, akıl sağlığının korunma ve tedavisinde yaratıcılığa bunca sığınmışken, yeteneğine hayranlık duyduğumuz insanların müthiş yaratıcılıklarına tanık olmak için delirmelerine izin vermeliyiz. İzin vermelisiniz…(sürecek)

 

soner göksaymindonart 2016

Reklamlar