…kalbim sular altında kaldı. uyuyamadığım gecelerde herkese karşı sanki ben tek suçluydum, öyle olmasa da. sayenizde aşk’ın kimseye inancı kalmamışken, benimse hâlâ inanmak istediğim bir aşk var(dı?)..
sessizliğe otlarınızı dikip gittiniz, bıraktığınız çorak yerde attığım her adım dibe çekiliyor, mütemadiyen.
ve hislerimi toparlamak gitgide güçleşiyor. kafamdaki uğultuları dinleyen müziğin elinden bir şey gelse keşke..
-her zaman olduğu gibi- o varoluş sancısı, bugünü de liste başında kapatmak üzere. ama dünyanın en saçma soluğuyla da ölmek istemiyorum.
ölüm de, sevgi de, şefkat de, hüzün de neden böylesine genç görünüyor hep, fotoğraflarımda?
bu muydu beni bir şarkının giriş kısmına dönüştüren?
yüzümden söküp atamadığım “o ses”..
ne zaman koridorlarımda yürüyecek?
hiç varolmamış güzel şarkıların nakaratında, el değmemiş notaların üzerinde dururken “o”.. ve haddini bilmeyen hüznüm.
aslında gündüz vakti kendi sesime iki el ateş ettikten sonra değişti,
her şey, yıllar önce.
delirmek mecburiyetindeydim,
çünkü müziğin “yaratıcı”ya bağlılık yemini vardı..
“sanırım şuracıkta ağlayabilirim.” diye sayıklayan kafamdaki sese uyandım, ucu bucağı olmayan koridorların ucu bucağı olmayan köşesinde..

-oysa doğduğum andan itibaren,
sadece,
kendimi gönül rahatlığıyla gömebileceğim birini arıyordum.

femmefauxx/mindonart 2016

Reklamlar