Antoni Gaudi / Masalsı Dünyanın Mimarı

Antoni Gaudi / Masalsı Dünyanın Mimarı

 

Tasarımın mantığı / Çizginin gücü  (Soner Göksay’ın temel sanat ve tasarım eğitimi ile   ilgili yazılarından 2013 tarihli)

Bu başlığı uzunca düşünmeden yazdım, başlık tasarlanmadı; çok farklı ve etkili olabilirdi, size en ham halini sundum. Bu yazıyı hazırlama nedenim, öğrencilerimin yaşadıkları çelişkilere yanıt bulmaktır. Dilerim küçük bir çıkış yaratabilirim.

Tasarımın ne olduğu sorusundan başlayabiliriz öncelikle, ve buna vereceğimiz yanıtlar, sanıldığı gibi çizgi ustaları ya da pentür sanatçılarının işlerini denetimsiz yapmadıklarını açıklamaya yetecektir. Burada asıl olan, yaratıcılığın öğrenilemeyeceği konusunun, başlı başına teknik deha için kıskançlık konusu olmasıdır.

Tasarlanmış olan, tasarımın hedefine hizmet etmek koşulu ile, planlanarak üretilmiş ürünleri anlatır. Buradaki ürün görsel, işlevsel ya da her ikisini içeren özelliklere sahip olabilir ki, günümüzde insan hayatını kolaylaştırmaya ve güzelleştirmeye yönelik hedefleri vardır. Bir tasarım ürünü, içinde farklı tasarımlar taşıyan bir örgüye de sahip olabilir ve günümüz dünyasında pazarlama hedefine paralel olarak yeniden üretilir olma özelliğini taşımalıdır. Tüm bu özelliklerine rağmen, insanın biricik olması ve farklılaşma ihtiyacı , tasarımı öznelleştirme ihtiyacı duyar. Temel mimari gerçeklerin üzerindeki doku makyajı çevre düzenlemesi , iç düzenleme gibi tüm ekler bu ihtiyaçtan doğar.

 

Malevich / Bileyci

Malevich / Bileyci

Sanat, yeniden üretilememelidir, yeniden üretilirse adı taklit ya da kopyalama olur. Sanat ve tasarımın bu net çelişkisi, onları ayrılmaz ikili yapar. Bu nedenle çoğu akademinin ismi sanat ve tasarım akademisidir.  Hal böyleyken, sanatı küçümseme eğilimi taşıyan düşüncenin, tasarım eğitiminde öğrenciyi sanattan uzak tutmaya çalışması pek anlaşılabilir bir durum değildir. Öğrenci soyut düşünebilmeyi öğrenmelidir elbet, ancak bunu yapmanın en iyi yolu klasik olanı anlatmaktır.

Eğitmenlik; eğitmenin, öğrenci karşısında yabancı dil ya da tasarımın uluslararası kavramları ile gardını almasından daha çok cesaret gerektirir. Zaten burada asıl söz onusu olan insan ilişkisi, sonrasında öğrenci-eğitmen ilişkisidir. Soyut düşünmeyi öğrenmenin mantığı, öğrenciye alışılmış olandan şaşırtıcı olanın çekiciliğine taşıma uğraşıdır. Bir diğer çelişki de  burada başlar, o da şudur ki; soyut düşünmenin “formu” yoktur. Yani tasarımı, küpler, küreler, üçgenler ve dörtgenlerden ibaret elemanların kompozisyonu olarak öğrenen öğrencinin bunların dışına çıkabilmesi pek de kolay olmayacaktır. Buradaki “çıkış” için tasarım yine sanata sarılacaktır.

Gelelim sanatın “sanatçılarına”… ; Çizgi ile eğitimin ilk adımında öğrenci kompozisyon ile tanışır. Ve bir çizginin insan bileğindeki farklı hareketlerin yardımı ile nasıl kompozisyonlar yapabileceğini sorgular. Bu ilk adımdır. Espas ve espasın yönetimine gelince; iki boyutun en büyük sorunudur ki bunu tüm resimsel değerleri doğrudan etkiler ( valör ,perspektif, renk, doku, vd ).., Bu da, resim sanatçısının tasarıma uzak olduğu yanılgısını, sadece bu farkındalık ile çürütmeye yeter. Çizgiyi çıkarırsanız her şey biter.

Tasarımın görsel tarafı malzemenin yapısına bağlı olarak; ressamın, heykelcinin, grafik sanatçısının,  sahne tasarımcısının gözüne, ellerine mahkumdur. Özetle plastik sanatları tasarım mantığının dışında tutmak isteyen teknik deha, sadece fikir üretebilir. Tasarlama işinin eğitiminde öğrenciye, neyi tasarladığının vurgusu sıklıkla yapılmalıdır. Bir bina tasarlamak ile bir kıyafet tasarlamayı ancak görsel kompozisyon mantığı ile eşleştirebilirsiniz, kalanı düpedüz zorlamadır. Benzerlikler, yapısal anlamda karşılaştırılabilseler dahi, gerçek anlamda örtüşmezler. Farklı disiplinlere, temel kompozisyon mantığını benzer şekilde aktarabilirsiniz, ötesi işlemez. Bu nedenle tasarlanmış ürünün hangi disiplin içinde yer aldığına bağlı olarak değerlendirilmesi gereklidir.Ve tüm bu nedenler gereği; eğer ders çizim ve tasarım  gibi iki kavramı içeriyorsa, farklı disiplinlere dersi ortak verme çabasının programı, yalın bir dil ile çizgi kompozisyonunu anlatan projelerden oluşmalıdır. Ortaklık düşünülüyorsa bunun buluşulacağı yer, -ne yazık ki hafife alınan- “çizgi” eğitimidir. Çizgi eğitiminin  zayıflığında, benzer işler üreten tasarımcılar yetişir. Görme eyleminin, kaçınılmaz eğitimi “temel çizim” olmaksızın temel tasarımı yaşatmaya çalışmak olanaksızdır.Günümüz eğitiminin şabloncu yaklaşımında ve teknolojinin insanı sarhoş eden çekiciliğinde bilgisayar kendine gerektiğinden fazla bir yer açmıştır. Burada bazı eğitmenlerin gözden kaçırdığı; bilgisayar programlarının kullanıcı elinde farklılaştırılmasının anahtarının,  çizgiyi yönetebilen, renk ve dokuyu deneyimlemiş ve görmeyi bilen öğrencinin elinde olduğudur.

Andrew Wyeth

Andrew Wyeth

Sonuç olarak tasarım eğitiminin temelinde “çizmek” vardır desek  yanlış olmaz, bu her ne kadar teknik deha için rahatsız edici olsa da..

Soner Göksay / 2013 / mindonart

Reklamlar