FB_IMG_1457119985521_resized

Milas‘ın Pınar köyü ortaokulunda bir öğretmenin gayretleri ,bizlere sanat için neler yapılabileceğini ve gençlerin sanat ile nasıl yakınlaştırılacakları konusunda fikir veriyor.Sanatsız kalmasın diye toplum, erkenden bunca çeşitlilik sunan çabalar çok değerli.Buse öğretmenin yazdığı iki satır ile umutlarınız artsın;

……………………………..

Merhaba , Ben Buse PEKER.
9 Eylül Üniversitesi Resim Öğretmenliği bölümünden 2012 yılında mezun olarak Muğla Milas’ın bir köyü olan Pinar Köyünde göreve başladım. Görsel Sanatlar Öğretmeni olarak görev yaptığım okulumda dördüncü yılın içerisindeyim. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Ensitütüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Öğr. Bölümünde yüksek lisansımı yapıyorum.
Bu işe başlamadan önce çocukları sevmeyen biri olarak görürdüm kendimi. Burada tanıdığım çocuklar hayatımı ve benim kendime olan algımı ve sevgimi değiştirdi. O çocuklar beni değiştirirken ben de onlar için kendimi geliştirdim.
Bu süreç içinde öncelikle nokta, çizgi, leke, doku çalışmaları ile başladık. Plastik sanatların ne olduğunu elimize aldığımız çamura şekil verirken, karikatür çizerken, seramik fırınlarından çıkan seramikleri izlediğimizde, farklı mimari yapıların fotoğraflarını gördüğümüzde biraz olsun anladık.
Op sanat akımı ve geometrik şekiller ile serbest yüzey tasarımları yaparken resim yapmanın ‘benzetmek’ olmadığını anladık.
Empresyonistlerin kullandıkları renkleri paletimizde bulurken , renklerin satıldıkları kutulardaki altı adet renkten oluşmadığını öğrendik.
Ekspresyonistlerin sert çizgilerini başta ürkütücü bulurken , üç gözü olan beş açıdan bakılmış figürleri algılayarak sevmeye başladık. Kendi kübist figürlerimizi yaratırken anladık resimde zor olanın dönüştürmek ve yorumlamak olduğunu.
Sıçratma resim yaptık ki bedenimizle iz bırabildiğimizi de bilelim.
Süngerlerle doku çıkardık, atık malzemeler ile dev maskeler tasarladık ; doğaya saygımız artırdık ihtiyacımız olan fırça ve boya değil cesaret ve yaratıcı düşünceydi.
Soyut ve Somut sanat akımlarını öğrenirken ustaların röprodüksiyonlarını yaptık. Rene Magritte’in elmalarını, JoanMiro’nun Kuşlarını ve kadınlarını, Kandinsky’nin lirik soyutlamalarını, Paul Klee’nin figürlerini tanıdık birebir geçirdik ki anlayalım biraz olsun nasıl yaptıklarını. Türk sanatçılar ile tanıştık ki bilelim bu topraklarla ne değerlerin yaşadığını.
Picasso’yu inceledik ondan öğrendiklerimizle kendi karakterlerimizi yarattık.
Linoller aldık oyma bıçaklarımızı hazırladık ve renk renk baskı yaptık tahta kaşıklarla. Rakle yoktu baskı makinası da. Elbette kaliteli kağıtlar da ama tekniği anladığımız için o hevesle köy yerinde renk renk baskı yaptık. Ebru setleri aldık. Karanfil de yaptık ama asıl yaptığımız ebrularla kitap ayraçları yaptık okuduğumuz kitaplarda nerede kaldığımızı unutmamak için.
Biz bunun dışında pek çok şey yapıyoruz. Perspektifi de öğreniyoruz, Anatomiyi de. Müzelerin ne anlama geldiğini de tartışıyoruz , sokak sanatının ne olduğunu da. Biz tartışıyoruz burada, tartışabilmek çok güzel o küçücük çocuklarla. Onlarla tanışmanızı çok isterim. Yolunuz düşerse bana yazın. Biz buradayız. Çalışıyoruz 
Buse PEKER / PİNAR ORTAOKULU / MUĞLA MİLAS

 

Reklamlar