Sanat eğitimi aldığım yıllarda sanata ait terimlerin kuşatmasında, kendimi bulma çabamın ergenliğine sıkışmış izdırap çekerken,bugün tüm unuttuklarımın güvencesinde üretiyorum. Peki,neydi bu eğitimin anahtarı? Seneler sonra sanat eğitiminin en güçlendirici yanının, usta çırak ilişkisi ve üst dönemlerle aynı atölyeyi paylaşmanın zenginliği olduğunu anladım. 5 yıl gibi bir süre, dünya sanatının keşfi ve yaptığın işin öznelleşmesi için kısa süre. Bu nedenle okulda hep “öğrenci”kalırsınız.

…………………………………

Sanat üretmenin, hele pentür ressamlığının, hoş natürmortlar, boş peyzajlar olmadığını anlama şansı yalnızca kişiliği felsefe ile yoğrulmuş ve eğitimini içselliği ile biçimlendirmişlere mahsustur ki… azdır onlar.

Figürü içmemiş,sonrasında kişisel deformasyonu ile biçimlendirememiş, fotoğraf ile vedalaşamamış teknik üretken, oturup inatla figüratif resim yapıyor.Ne kendini bilmezlik!

download-1

Hiç deliliği tatmamış,renk etkilerinin tarihte nasıl içinin dışına çıkarıldığını bilmez, biçim ve formdan habersiz fırça tutan soyut yapıyor.Ne kendini bilmezlik!

queen-chocolat-ehcip1

Ve yeni bir tayfa türedi, 40’ından sonra çağdaş sanat! Bunlar; hayat dillerine vurmuş felsefi spekülatörler. Ne vurdumduymazlık!

Devrimler yapılmış bitmiş sanatta, ve insan, becerisinin doruğunu sergiletmiş… Hal böyleyken, geçmiş altında ezilmekten kendini alamıyor insan.Ve sanat, kapitalizme teslim..

Bu kadar kendini gösterme çağında, eser, kendisini nasıl göstersin?

Bu kadar sistemli yozlaştırılmış toplumda iyi ve kötü üretime aynı anda rastlayan kişi iyiyi nasıl ayırt etsin?

( Yanıtlarını sonraki yazıda sorgulayalım..)

mindonart / kalfa 2016

Reklamlar