Öncelikle ifadenin tekilleşmesinin sureti insandan uzaklaştırmasından bahsedelim.

Tekilleşen ifadenin gülüyor olması da bir mutluluk ve keyif öngörmez.

İfade; güldürme vurgusunda da, düşündürme anında da, güldürmeye giden hazırlıkta da aynıdır hep.Dolayısıyla gülmesi içtenlik taşımaz ve güven vermez.Çocuga çekici gelen bu boyalı insanın yaptıkları hareketlerdir ve onun dünyasında palyaçonun insan olup olmadığı sorgulanmaz.

Palyaço, yetişkin insan gözünde sirk hayatının ağır ve acınası yaşantısını taşıyan bir paradoks olarak renkli bir semboldür.İfadenin onun yüzünü gülücükle bezemiş olması bu gerçeği değiştirmez.Hatta tüm maskeler gibi, gizleneni belirsiz kıldığı için tekin değildir.
Korku ögesi haline gelmesi, bu çelişkilerin küçük bir vurguyla beslenmesi ile hızla başarıya ulaşır.Güldüren renkli adam birden gülen bir psikopata dönüşebilir.Elinde bir suç aleti, az kan…Ve karanlık.Karanlık içinde tekin olmayan tekil ifadenin gülümseme taşıması, onu bu çelişkinin karabasanından kurtarmaz.
Tüm çocuksu, naif imgelerin korku ögesi olarak kullanılabilmesi için bulundukları mekan dışında yorumlanmaları bile insan algısını şaşırtmak ve umutsuz bırakmak için yeterlidir.
Sürekli gülen imge; şefkat gösteremez, karşısındakini önemsemez, dinlemez…
Sadece bu algı bile onun korkunç olma potansiyelini görmek için yeterlidir.
Günümüz dünyasında hızla naifliğini yitiren insan yaşantısında belki palyaçoların olduğu geleneksel tatlar sirklerde yaşatılacaktır.Ama öyle görünuyor ki çocuklar hızla palyaçonun bu masumiyetinden uzaklaşarak, farklı bir imge çağrışımı ile büyüdüklerini anlayacaklardır.

Kalfa / mindonart / 2017

Reklamlar