Herşey bir kalem ile başlar.Çizgi, insana ait tüm tasarlama alanlarının ilk adımıdır.Yaratıcılığın ifadesinde ” temel içgüdü” dür.

Resim Sanatı incelendiğinde, onun tarihsel gelişimi ve dönüşümü süreci sonrasında, ortak ifade biçimini kullanan tüm plastik sanatların temelini oluşturduğuna tanık oluruz.

Böyle olduğu halde, kavramın derinliğine dokunamayan çok insan gözünde resim, eğlencelik bir ilgi uğraşı işlevini de sürdürmektedir.O da olsun ,..

Yine de resim sanatının ne olduğu ne olmadığı sorusunun herkes tarafından sorgulanması, bir diğerine; “Oku, aydınlan ! ” demekle eşdeğerdir.

Resim Sanatı “Sanat’ın bir ifade biçimidir” demekle yetinmeden “temelidir” vurgusunu açmak gerekiyor.

Evet, kaçınılmaz olan başlangıç noktası çizginin, görsel beceri ve yürekle buluşmasından doğan tasarlama biçimleri, resmetmeksizin başarıya ulaşamaz.

Resmetme eyleminini sanat olarak anılması için koşullar o kadar da soyut değil.Bu sadece felsefi spekülatörlerin işine gelen, ve içi boş kavramsalları güçlendiren bir aldatmaca.

Bir sinema filmi düşünün ki ; resim konusunda cılız, hareket konusunda tavan.Yeni kullanılan “neyce” olduğu belirsiz , “full aksiyon”:)..Film, hızlı gider, hızla biter.Film’den sonra, içinizde kalan koca bir boşluktur.Hiçbir duygunuza dokunmaz ve siz izlerken ikincisi çekilir.Tam tüketim; Hareket ve teknolojinin kapitalizme hizmeti.Patlamış mısır eşliğinde…

İçine resim girmiş sinemanın , tiyatronun ise konuşmasına gerek yoktur.

Sizi doyurur, yaşarsınız, kendinizi bulur, başkasına dokunursunuz.

Sinemada , tiyatroda , üç boyutlu tüm görsellerde , mimaride resim becerisi eksik ise yapıt eksiktir.

Bitiminde vefa borcu öder gibi duvarları resimle donatılan yapıları düşünün, bunların tasarımında resim yoksa eksiktir, insana aitmiş duygusu taşımaz, insanı sarmaz.

Bir mimari yapıtın kendinden söz ettirebilmesi için resimden beslenmesi önkoşuldur.

Mimar , çizerek tasarlamak zorundadır, bilgisayar teknolojisinin çizim yazılımları da bu gerçeği değiştirmez.Her adımda, tüm süreçte, anlamak için, anlatmak için resme gereksinim duyar.

Görsel eğitime uzak kalmış, sanata dokunmamış insan elinden çıkma tasarım bir bivak olabilir, çadır değil.

Oysa sanatın temel işlevlerinden biri hayat kurtarmak değil, hayatı sürdürmektir.

Resim sanatı; süreci, içeriği ve uygulama biçimleri ile insanı olgunlaştıran bir “iyi gelen” dir.Bu iyi geleni anlamak için verilmesi gereken emeğin pek azımsanmayacak boyutta olduğunu anımsatmakta fayda vardır.

Bu nedenle günümüz tasarım ve üretimlerinin çoğunun içlerinin boş kalması, harcıalem olması bizi şaşırtmamalı.

Çünkü algısı, bu çok basit “resim yapma” eylemine ömür verecek insan profili çok azalmış ve form değiştirmiştir.

İnsan, teknolojinin ona sunduğu olanakların rehavetinde tembel, hazıra alışkın ve üretime uzak formüller peşinde kendi mutsuzluğunun inşası ile meşguldür.

soner göksay / mindonart / 2019