Üç satırı okumayan , bir görsele bir saniye bakan , görmeden beğenen insanlarız.Hepimiz böyle olmasak da , iğneyi batırarak başlayalım.
Bir resim bir an da olsa , sizi etkilemeyi başarıyorsa bilin ki onu üreten , “okumaya” zaman ayırmıştır.
İçeriği içselleşmemiş , felsefesi çarpışmamış hiçbir görsel ürün ilginizi çekemez.Bunun mümkün olabileceği tek durum o görselden sanatın çıkarılması olabilir.
Bildiklerine yeni birşeyler ekleme çabasında olanlar gelişir.
Şimdi neden bunları yazdığıma gelince ; görünen o ki bilgimizin olmadığı alanlarda ürkek ve çabasızız.
Facebook Şövale sayfasında paylaşımlar yapıyorum.Bu paylaşımlar yukarıda yazdıklarım konusunda fikir veriyor.
Örneğin Van Gogh paylaşalım , beğenen sayısı yüksek oluyor.Çünkü beğenenler bir anlamda riske girmeden genel beğeni içinde , sessizce bunu ben biliyorum diyor.Bir Buffet paylaşalım , ses yok kimseden.Resim daha kötü diye mi? Tabi ki hayır.Yazının başında bahsettiğim nedenlerden.
Hele bir yazı paylaşalım ; kim uğraşacak şimdi o linkten bir yazıyı okumak ve beğenme insiyatifi almakla…
İşte durumun özeti bu , paylaşmak gibi , beğenmek de insiyatif almak ile ilgili..
Bizler üç satırlık bilgiye ulaşırken emek harcamaktan yüksünürsek , bir fotoğraf ile alaya alınan sıradan durumlardan şikayet etmek samimi olur mu ?
Özetle , bildiğiniz ama ezberinizde olması gereken deyişle vurgu yapayım;
Küçük insanlar insanları ,
Orta insanlar olayları ,
Büyük insanlar düşünceleri konuşurlar.

Bir yazıyı okumak ve bir görsele bakmayı
bu açıdan değerlendirin..

Soner Göksay / mindonart / 2019

Görsel ; Mark Rohtko