70’li yıllarda , Alsancak Atatürk lisesi karşısı Vasıf Çınar bulvarı’nda 25 m’lik bir atölyesi vardı.
Bu küçük alanın duralit ve perde ile bölünmüş arka cephesinde yatıyordu.
Çakır gözlü , iri ve ağır hareketli, bir hayli aksi ifadeli , yaşamın çok ezdiği bir görünüşü vardı.
Sedef hastalıklı pul pul ellerinden düşmeyen sigarası , soluğunu düşürmüş, o küçük mekanın havasını hepten yok etmişti.
Tek tarafa cepheli atölyesinin küçük vitrininde son yaptığı çalışması görücü beklerdi.
Tuval pek lükstü o zaman, çalışmalarını o yüzden hep duralit üzerine yağlıboya olarak yapıyordu.
Çoğu astarsız zeminlerde bu özgün çalışmaların canlılığı bu yüzden yok oluyor, duralitin emdiği donuk bir yağlıboya etkisi beliriyordu.
Füzen çalışmayı pek severdi.Pasaklı görünümü ile uyumlu bu teknikle çok sayıda figüratif desen yaptı.
Çağdaş Türk resmi’nin “değer”lerindendi..

Özelini bilemem ama , hep yalnız ve zor yaşantısını anımsadığım bu değerli sanatçı ; Nurettin Ergüven (1905 -1979) , memleketin önemli sanat adamlarından, eleştirmen Mehmet Ergüven’in babasıydı…

Soner Göksay / mindonart / 2019