“İyi Desen’in” hallerinden bahsederken , çizginin kullanımındaki çok sesliliğin önemine vurgu yapmıştım.Bu konu her ne kadar öğrenilebilir görünse de , şablon olarak kısmen uygulanacağı alan sadece akademik figür olabilir.Ne zaman ki sanatçı desenin çizgi örgüsünü kendi nesnel dünyasında dokur, o zaman desen’in özgünlüğünün ilk belirtilerini alırız.

Sanatçı deseni fotografik olamaz.Fotografik bir desen ancak eğitim ve tanışma başlangıcı olarak kabul görebilir.Deseni özgünleştirememiş pekçok ressamın pentürlerinde fotografik portrelere soyut fonlar ekleme çabası , bir anlamda resimlerini sokak resminden ayırma çabasına dayanır.İfade tekildir.Ve tekil ifade tanışıklıktan , dolayısı ile içtenlikten uzaktır.Tekil ifadeyi farklı amaçla kullanan yabanıl sanatkarlar bile tekil ifadeye yükledikleri zengin anlam ile günümüzün bu ressamlarına göre daha samimidirler.

Desen , Rönesans’a ulaşmadan önce bile sanatçı tanımı için ayırd edici bir güçtü.Bir Dürer deseni , bir Rembrandt deseni incelendiğinde çizgide ezber değil , yoğun karşılaşmadan doğan yaratıcı eylem algılarsınız.Sade bir desen’in ardında zengin bir belirsizlikte boğuşmuş arayışa tanık olursunuz.Bir model etüdünde dahi , model farkındalığı yüksek ve kusursuzdur.

Desenin dili deformasyonun sınırına dayandığında figür yoksullaşmıyorsa has desene ulaşılmıştır.Yeni bir dünyanın figürüne tanık olursunuz.Biçimler şaşırtıcı olabilir ama sakatlık hissedemezsiniz..Peki deformasyonun sınırı nedir?

Bunu , adım adım soyutlamanın mantığında formüle edelim.Bir biçimin soyutlanmasında kullanılan biçim dili eksiltmelerden oluşur.Bu eksiltmeler imgenin en karakteristik özgün biçimini insan algısında yok etmeyecek bir hassasiyet ile farklılaştırma becerisi gerektirir.Yeni biçimin yeni dili herkesin ilk bakışta anlamlandıramayacağı bir sonuç içerebilir.Sonuçta soyutlama görsel dilin bir alanıdır ve öncesinde imgenin özgün biçimi ile görsel ilişkinin güçlenmesini gerektirir.Anatomik deformasyonda bozulan biçimin yeni dili desenin genelinde sakatlık içermez.Eksiltme ya da abartının dozu bütüne dahil olmalıdır.Bu da çizginin karakterindeki tutarlılık ile mümkündür.

Deformasyonda desenin genelinde göze çarpmayan biçimsel farklılıklar o deseni illüstratif bir yola sokar.Her ne kadar desenin sahibi bunu amaçlamamış olsa da lokal farklılıklar vurgu içerir ve anlam arayışı isteği doğurur.

Has desen , bütünü saran çizgi karakteristiğinin içten deformasyonu ile belirginleşir.

Fotoğraftan ayrılmayı başarmış yeni bir dünyanın biçim anlayışı yaratıcılığın açık ifadesi olarak deseni imzalar

Soner Göksay / mindonart 2019

Desenler : Egon Schiele