Tekrar sanatsal yaratıcılığın doğasında vardır.

Herhangi bir imgeyi yorumlamak , onun içini dışına çıkarmayı , deşmeyi , bozmayı ve yeniden onarmayı gerektirir.

Sanatçı , içerikler ve imgeler arası seyehatini tutkusuz yaşayamaz.

Sanatçı “takık” olmalıdır ki içerik ile imge ile bütünleşsin.Ezberlere , aklının yetemediği hazırlıksız hamlelere ihtiyacı vardır.Böylelikle rastlantılar kusursuz sonuçlar doğurabilir.

Böylesine bir antremanı göze alamayanlar başlamadan yenik düşerler.

Başkasının ezberinden hareket ile geliştirilen beceri yaratıcılık ile tanışamadan kişinin kendisinden uzaklaşır.

Neden? Nasıl? ve ne şekilde yorumlayacağının sıkıntısını çekmeyenlerin sanata yaklaşabileceğini düşünmek yanlış olur.

Yaratıcılığın sunumundaki yalınlık , içeriğindeki karmaşa ile hünerlidir.Yine karmaşık bir teknik beceri de içeriğindeki zenginlik ile “değer” olur.Her iki durumda da emek harcanmış bir pratiğin izinden bahsetmiş oluruz.

Tekrar olmadan , emek harcamadan , zamanı tüketmeden pratik olmaz.Yaşam pratiği ve sanat pratiği birbirinden bağımsız düşünülmez.

Düşünce biliminden uzak , yaşam pratiği eksik işler de sanatsal eylemler içinde kendilerine bir sınıf bulabilirler.Bunlar , onların varlığına dikkat çekmek için teorisyenler tarafından listelense de çalışmaların eser olduğu gerçeğine yaklaşmazlar.

Yenilenmek için yinelemek önkoşuldur.

kalfa / mindonart / 2020