“Ya ölürsem diye düşünüyorum, Ölürsem İstanbul’un sokaklarını , bahar ağaçlarını, çiçeklerini göremem bir daha, ölürsem kırmızı ile yeşili birbirine katamam sonra.”

……………

Bugün dilerseniz , Çağdaş Türk Resim Sanatı’nın özgün sanatçısı Uygur ile ilgili yayınlanan yazılanlar dışında objektif bir inceleme ile onun değeri altında yatan sırları inceleyelim

.Akademi’nin “Akademi” olduğu dönemde Ustası ile çalışırken farklı ve özgün olan, hatta bu yüzden mesafeli bir ilişkinin zorunlu olduğu bir dönemde Burhan Uygur, Sanat çevresinde fark edilmeye başlamıştı.
Bizim toplum özel hayatlar ile pek ilgilidir.Onun da güç koşullar yaşadığı ve yaşattığı özelini kendisine bırakarak , sorularımızı doğru sormalıyız.

90’larda “beyazı en iyi kullanan sanatçı ” olarak ünlenmesi az bir şeymidir?Bunun gökten inme bir yetenek olduğı varsayımını dilerseniz bir kenarda tutalım ve resme duyduğu aşkı açıklayalım…
Kendimden bir örnekle anlatayım ; İlkokul yıllarında yazmayı ve çizmeyi öyle severdim ki , okuldan gelince ayakkabılarımı çıkarmadan doğrudan salona koşar, yere çöker ve ödevlere koyulurdum.

İşte Burhan Uygur, yaşamı boyunca bu heyecanla yere oturup çökerek yerde çalışan çocuk oldu. Her şey dağınık ve etrafındaydı.Daha doğrusu o , boya ve malzemelerinin çemberinde merkezdi.Teknik saplantısı yoktu, ki sanatçıların teknik saplantıları olmaz.Dönemin olanakları ile bulduğu her yüzeye çalışırdı.

Ama bir “Şövale” ressamı asla olmadı.
Ancak Usta bir göz (Master Eye) , onun resimlerini, sanki yerde bir tepsiye dizilmiş maceranın, onun perspektifinden nasıl göründüğünü kavrayabilir.Figürler gündelik hayattan , eğreti , masum , çocuksu ya da rüya artığı ,.. ne olursa olsun, bir boşlukta yüzüyor izlenimi verirler.Bunun birincil nedeni resmi yapışındaki çalışma şekli ve bakış açısıdır.Yere yayılmış Resimlerine tepeden bakar.

Burhan Uygur resmine yazı mıhlar.Yazı , duygusunun vurgusu ve resminin parçasıdır.Kaligrafik özellik taşımaz , resminin çizgisi , figüründen farksızdır.Burhan Uygur’u incelediğinizde bir resmin,küçücük bir taslağın ne çok şey söylediğine tanık olursunuz.
Çağdaşları içinde – dünyada ünlenmişler söz konusu olduğunda- hemen hepsi zayıf kalır.Burhan’ın resmi , Anadolu insanı gibi içten , dolaysız ve misafirperver’dir.
Ls Lovry incelendiğinde aristokrat kalır , Lucien büyük boyut peşinde bir akademisyendir , Botero İllüstratör …peki ya diğerleri ?…başka bir alanda açıklanabilir ama Burhan Uygur, tam anlamıyla “Has Resim” sanatçısıdır.

Has Resim ile ilgili , Fikrin Yüceltilmesi ve 21.yy.sanatı ile ilgili çok sayıda yazı yazdım.Senelerdir sanatın ne olup ne olmadığını herkesin anlayabileceği bir dilden anlatmaya çalıştım.Evet Has Resim…Burhan Uygur bir Has Resim sanatçısıdır.
Bir karşılaştırma ile onun sanatçılığının Sanat Piyasasındaki değerine vurgu yapalım;
Ancak , Resim satışları sanatçılık ölçütü değildir.Bunun da altını çizelim öncelikle..
Burhan Uygur erken başlayan resim satışı ve çok sayıda üretimi ile ilgi çektiği içindir ki bugün taklitçiler için ilgi çekici olmuştur.
Fikret Mualla gibi , çok taklidi ( çok sahtesi ) yapılan sanatçılar arasındadır.Yalnız,taklitçilerin düştüğü en büyük yanılgı ; basit , derme çatma göründüğünü düşündükleri bir dünyanın kolay kopya edilebileceğidir.Oysa ki sanatın içinde olan bilir ki, süreci ,dönemi ve sanatçıyı tanıyan gözünde bu olanaksızdır.
Yine kendimden örnekle açıklayayım ;79-85 dönemi İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Resim Restorasyon lisanslı Eğitmen bir sanatçı olarak yüz adet Burhan Uygur resmine bir tane sahte serpin , aynı gün sahte olanı sertifikalandırırım.Bu size garip geliyorsa zaten sanata , dahası Uygurun sanatına uzaksınız demektir.Bu değerlendirme;dönemin boya olanakları , piyasada bulunan kağıtlar , sanatçı imzasını ve tekniğinin özellikleri , taklit edilemez içtenliğin algısı gibi çok sayıda ipucunun analizini gerektirir.Ve salt teknik bir incelemeyi içermez.

90’lı yıllarda hayranı olduğum Burhan’ın İzmir Füzen Galerisi’nde küçük bir resmine dokunma şansını yakaladım.O dönem galeri sahibi Yılmaz abimiz ile Alsancak’ta bir apartmanın bodrum katındaki Füzen’de çok zaman geçirdik.İlk resimlerimi sattığım yerdir.Gelelim Uygur’un resmine ;Resim gündelik yaşamdan ,yerde yapılmış ,yüzen bir köpek..(Bu yüzme işini yazı başında açıklamıştım)”Topal Köpek” adını verdim ona , öylesine içten ki al besle…Ona sahip olmak istedim.90’larda da zordu Burhan uygur satın almak…

Bir fikir versin:
O zaman Tenere Motosikletim vardı ; 16 milyona almıştım..Burhan Uygur resmine 3.5 milyon ödedim.Dönelim bu güne , Tenere motosikletin güncel fiyatı 100 bin küsur.Yani ortalama olarak resime 25bin lira gibi bir para ödemişim.Karton üzerine 15×25 gibi , pastel…Ona hemen bir paspartu ve çiftli bir varak çerçeve yaptım.(O dönem çerçeve ticareti yapan bir galerimiz vardı.)Koleksiyonumun en güzel parçası.Onun dünyasından bir iz bende yaşıyor.Ailesi bilsin ki , gözüm gibi bakıyorum..

Burhan Uygur / Topal Köpek / 1984

Evet özet olarak bu yazı ile, Burhan’ın sanatı ile ilgili farklı bir kaç not ekledim.Bugün ailesi sayesinde onun değerleri korunuyor.
Facebook üzerinde harika , hayli emek verilen bir sitesi var.Sahteleri ayıklayıp el birliği ile haklıyoruz.Eşi ve çocukları bu sanat mirasını gözleri gibi koruyorlar.Hepsinin emeği var onun sanatında.

Bu yazı, memleketin , dünya sanatçılarını haklayan öyküsü ve sanatı ile var olmuş bir sanatçının sevenlerine , Uygur ailesine bir selam olsun diye yazıldı.

Picasso’lar, Dali’ler, Frida’lar ikonlaştırılırken elimizdekileri bilmeyenler , bu içten dünyayı keşfetmeyi düşünürlerse biz de sanata el vermiş olmanın mutluluğunu tadarız.

Soner Göksay/mindonart / 2020