9 Mart 3020′ de ilkini yazmıştım..

Kaygı, korku ve geleceği tehlikeli algılamanın yarattığı endişeli, susmayan düşünceler (Ruminasyon: Geviş getirircesine düşünme) , “an”da kalamama , belirsizliğe tahammülsüzlük , rutinlerin bozulması, değişikliği kabul edememe, yaşamı kontrol etme yanılsaması, takıntılı düşünce, saplantılı davranışlar, panikleyip kaçma, kaçınma ve güvence arayışları hakkında.

 

Özetle: Yaşamda belirsizlik , hayli belirgin bir gerçekliktir. Yaşam kaygı demektir, serüvendir. Yaşam, tümüyle kontrol edilemez. En çok da bunu vurgulamak için yazımı, 3020 diye tarihledim. Bu rakamsal resmin çağrışımı, 2023 gibidir. Varsayın , bir adam 1923’ten 2023’e zıplıyor. Bu güç ve kibrin ; büyüklenmeci, hırsı, inadı olabilir.Ben de “YAŞAM”ın , güç ve kibirle teslim alınamayacağı zamanın; yaşamseverlerin zaman dışı değerliliklerine inanıp güvenerek 1000 yıl ileriye atladım. 3020 dedim.

Hapsedeni hapsetmek gibi.

 

 

Zaman görecedir. Saatler zamanı göstermez.Pil ister, devinim ister. Durmuş saatler, günde iki kez doğruyu gösterse de(belki de doğumla ölümü). Zaman çizgisel değil döngüseldir. Devran döner. Yaşamak! Zamanı, toplumsal tarihe çevirir. Ömürlerimizi, hatırata çevirdiği gibi. Zaman geçmez; bizler içinden geçeriz, duraksız.

Yaşlıların saatle, ajansla, kapılarının çalınmasıyla, gelen-gidenle özel duyarlıkları vardır. Yeni takvimi, 16. yüzyılda yaşamış bir İtalyan doktor hazırlamış ve Papa XIII.Gregory tarafından empoze edildiği için İsa’ya bağlamışlar. Oysa İsa 01 Ocak 0001′ de doğmamış ondan 2-6 yıl önce doğmuş. Geçmiş… gelecek???? “AN”da hayat bulur, canlanır ancak.

 

Güç odaklarının çizdiği “Milat”lara takılmadan, “an”ları ıskalamadan, güncel kaygılarla sabırsızlanmadan; soluklu ,yürekli, umutlu yaşayabilmek dileklerimle.

Osman Seçkin
21 Nisan 2020

Fotoğraflar ; Philippe Halsman