Tüm eğitim alanlarının kendine has farklılıkları düşünüldüğünde,sanatın öğretilecek kısmının formüle edilmesi söz konusu olmadığından , bu alandaki eğitimin güçlükleri daha iyi anlaşılır.

Sanat eğitimi alacak öğrencinin seçiminde sanatsal yaratıcılığın ölçülebilmesi için yapılan sınavlar , her zaman kendi başına, öğrencinin tüm donanımı konusunda bilgi vermezler.

Hal böyle olunca, öğrenci, öncelikli olarak teknik ve görme becerisi değerlendirilerek seçilir.

Sanat eğitimi ancak, öğrencinin çalışma koşullarını iyileştirmek ve onun kültürel ve felsefi gelişimini desteklemek konularında öncelikli bir program izlerse öğrenciye yararlı olabilir.

Keza, lise öğrenimini, Güzel Sanatlar lisesinde almayan bir öğrenci, diğerlerine göre konulara her anlamda daha uzaktır.

Lise öğreniminin niteliği düşünüldüğünde, güzel sanatlar lisesi öğrencisi dahi, yalnızca görme becerisi olarak daha donanımlı olabilir.

Konuda dikkat çekmeye çalıştığım, eğitmenin beklentileri ve hayal kırıklıkları olarak adlandırılabilir.

Bir şekilde giriş sınavlarında başarı göstermiş, işlenmemiş öğrencinin önünde , sanatın tarihi,terim ve tekniklerinden,yaratıcılığa uzanan bir süreç vardır.

Eğitmenin beklentisi genellikle yüksektir ancak öğrenci, olgunlaşma dönemini okulda tamamlamaya çalışan bir çırak durumundadır.

En büyük şanssızlığı ise günümüz eğitim sistemlerinde, “ustası” ile çalışma şansının çok düşük olmasıdır.

Sanatçı eğitmenlerin azlığı ,ya da eğitim mezunu ile sanat okulu mezunlarının ortak disiplin denemelerine pek girmemeleri yüzünden,eğitmenler ve sanatçılar arasında bir boşluk oluşmuş durumdadır.

Tam da bu noktada sanat eğitiminde usta çırak ilişkisinin önemi ortaya çıkar.

Zamanında ,Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ile olması gereken formda biçimlenmiş , Atölye seçimi ve bir usta ile çalışma lüksü tüm sanat okullarında var olmak zorundadır.Çünkü katı eğitim modellerinin hiç de uygun olmadığı sanat eğitimi sürece dayalı deneyim gerektirir.

Eğitim Enstitülerinde yetişen öğretmenler , birbirlerinden farklı becerilere sahip ve teknik yenilikleri öğrenciye aktarabilecek nitelikteyken sanat okulu mezunları içinden az sayıda sanatçı çıkar.Bunun nedeni,sanatın olgunluk döneminin daha uzun süreye gereksinimi olmasıdır.

En çok sıkıntıyı çekenin sanatçı eğitmenler olduğunu söyleyebiliriz.

Sanatçı eğitmenlerin öğrenciden beklentileri her zaman için kolay yanıtlanamayacak şekilde yüksektir.

Burada öğrenci,karşılaşabileceği yenilikler ve dünya görüşü zenginliği anlamında, farklı ve güçlü deneyimler yaşama şansına sahiptir elbette.

Sanatçı, Eğitmen ya da Eğitmen sanatçı; her şekilde farkında olmalıdırlar ki, sanat eğitiminde öğrenciyi yüreklendirmek ve ona yeni bakış açıları kazandırmak,somut ve hızlı sonuçlar almaktan önemlidir.

mindonart / 2020