SADAKAT

12994424_985522421530826_8780316869402178836_n

gözyaşlarımızın sınırlarını belirlemeye çalışan kimi haddini bilmezlerin gitgide çoğaldığı; duyarlılığın tüketilmeye yüz tuttuğu, içi boş insan siluetlerinin kol gezdiği bir ortamda, birçoklarının istemiyle yürürlükten kaldırılan değerlere boyutlar ötesi bir sadakatle bağlandığım için zaman zaman kendimi suçluyorum.

femmefauxx / mindonart

 

Sahnenin Seçimi / Çakışma

10399750_966007040149031_7252670108110040594_n

Resim ya da fotoğrafta bir duyguyu etkili bir şekilde güçlendirecek kadraj seçimi ölçeklendirilebilir mi? Ya da daha basit bir deyişle, kompozisyon sunumunda, konunun çerçeveye alınmasının kuralları var mıdır?  Sanatçı nasıl bir sahne seçer ki, ona hayranlık duyarız? Aynı sahneyi , farklı sanatçılar neden farklı kadrajlarda görürler. Görsel sanatların başarısı, teknik sunumdan öte bu bakışın “farklılığına” mı bağlıdır?

Sanatçılar için rahatlıkla söyleyebileceğimiz, onların bu farklı görüşler için belli formüller kullanmadıklarıdır.Bu da sanatı anlamaya  ve  ölçeklendirmeye  çalışanlar için rahatsız edici bir durumdur………………………… Oysa sanatçılar; perspektif anlamda bir şekilde mutsuzluğun formülünü bularak hepimizi kastırmaktan başka bir şeye yaramadıklarından, onlara çok da yüz vermemek gerek ne yazık ki. :(şey, merhaba, ben kedi. burada bulunma amacım sadece ama sadece  ne kadar özlediğimi söylemek idi. rahatsız etmek istemezdim demek istemezdim. nereye gideceğini bilmeyen bir şarkının peşindeyken aniden burada buldum kendimi. :/ kilometrelerce öpüyorum…

“sürecek”

kalfa / iki satır / mindonart

 

-gösterişsiz bir cenaze töreni..

-..ve gözyaşları içinde
kendimi
özlediğim
günler.

femmefauxx/mindonart 2016

Umutla..,Tüm Çabalarımı Bırakıyorum

12985509_981324015284000_2825492776312951100_n

roberto kusterle

 

Yokluk ve yoksunluğu sorgulamaktan tam da yorgun düşmüştüm ki, yoksunluğun, yokluğa göre gerçekten “acı” veren bir şey olduğunu keşfettim. Geç olabilir çoğu kimseye göre, ama keşif öznel olduğunda sahibine yarıyor.Ölümlerin tarifini değil de, aslını görünce insan, ve insan olma çabalarında tanık olurken insansızlığa, bir insafsız değişime uğruyor. Pas bulaşıyor üzerine, silip atmaya çalıştıkça yayılıyor. Oysa pas, onun pası değil…Ne düğümler atılmış, ne sevgiler avutulmuş, ne değerler verilmiş bu aleme. Sımsıkı sarılmışız acının kucağında mutsuzluğa.AŞK yaşamışız mutsuzlukla…Ve mutsuzluğun terki kadar da boşluk üreten bir güç yokmuş alemde. Soyut mu oldu? Evet tüm çabalarımı bırakıyorum boşluğa, sevgim dönmüş bana,beni anlamaya çalışıyor. Alışkanlıklarım kırgın,…beter olsunlar!!

Tüm çabalarımı bırakırken yeniden doğuyorum.

“seni anlıyor ve yapısal olarak parçalanıyorum…” ( alıntı ‘m.)

kalfa / iki satır / mindonart

-müstesna.


-“sabahları içiyor,
haritalara bakıp yolları özlüyoruz..
okuduğumuz kitaplar satmıyor
biralar ve sigaralara zam geliyor
nefes alışımıza dahi
ambargo uygulanıyor
sevdiğimiz filmler gişelerde
batıyor:
hal böyleyken
bizler
nasıl katlanıyoruz hayata?
gözaltında yaşanan bir ömür
ki
ağaç – orman ilişkisi
varken,
dünyada,
nasıl kaçabiliriz
bir
kutuya?”

dedi.

femmefauxx/mindonart 2016

-…dedi.

 

-tek başımayım, ama adım attığım her yerde yenik düşmüş bir ordu gibiyim.

 femmefauxx/mindonart 2016

-aslında üçümüz de orada değildik.

20160217_153053.jpg

şahin kaygun – mavi saçlı çocuk (detay)

daha bu sabah, ed (Eda) en sevdiğim kahvemi hazırlarken, diğer koltukta uzanan kardeşim Merve‘yi gördüm. sonra telefonum çalıyormuş, Ed uzattı bana doğru. arayan babammış. sesi de her zamanki gibi irrite ediciydi. ne konuştuk hatırlamıyorum. ama neyse ki kısa sürdü. kesin ondan şikayet, bundan şikayet. falan.. en kısa sürede asabiyet kliniğine yatırılmalı. madem iyiliğimi istiyor, ben de ondan bunu isteyeceğim en kısa sürede. artık bu karanlık evde yaşamak zorunda kaldığım engel de ortadan kalkmış olur hem.

 

-ne de olsa bundan tam bir buçuk sene önce doktor test yaptı ve yüksek dozda deli çıktım. :’)

hayat çok vuhaf.. göz yaşları, travmalar, babalar, tapurlar falan.

                                                                        femmefauxx/mindonart 2016

-üzerimden 1 sene 5 gün geçmiş..

 

…kalbim sular altında kaldı. uyuyamadığım gecelerde herkese karşı sanki ben tek suçluydum, öyle olmasa da. sayenizde aşk’ın kimseye inancı kalmamışken, benimse hâlâ inanmak istediğim bir aşk var(dı?)..
sessizliğe otlarınızı dikip gittiniz, bıraktığınız çorak yerde attığım her adım dibe çekiliyor, mütemadiyen.
ve hislerimi toparlamak gitgide güçleşiyor. kafamdaki uğultuları dinleyen müziğin elinden bir şey gelse keşke..
-her zaman olduğu gibi- o varoluş sancısı, bugünü de liste başında kapatmak üzere. ama dünyanın en saçma soluğuyla da ölmek istemiyorum.
ölüm de, sevgi de, şefkat de, hüzün de neden böylesine genç görünüyor hep, fotoğraflarımda?
bu muydu beni bir şarkının giriş kısmına dönüştüren?
yüzümden söküp atamadığım “o ses”..
ne zaman koridorlarımda yürüyecek?
hiç varolmamış güzel şarkıların nakaratında, el değmemiş notaların üzerinde dururken “o”.. ve haddini bilmeyen hüznüm.
aslında gündüz vakti kendi sesime iki el ateş ettikten sonra değişti,
her şey, yıllar önce.
delirmek mecburiyetindeydim,
çünkü müziğin “yaratıcı”ya bağlılık yemini vardı..
“sanırım şuracıkta ağlayabilirim.” diye sayıklayan kafamdaki sese uyandım, ucu bucağı olmayan koridorların ucu bucağı olmayan köşesinde..

-oysa doğduğum andan itibaren,
sadece,
kendimi gönül rahatlığıyla gömebileceğim birini arıyordum.

femmefauxx/mindonart 2016

-kafamda dikenli teller..

 

70×100 cm. / Füzen ve Akrilik/ SONER GÖKSAY

70×100 cm. / Füzen ve Akrilik/ Soner Göksay

-..ve kalbimin acıyacağını bile bile

biriktirdiği

tüm hüzünlü ezgilerini

başımdan aşağı döken bir  “tanrı”.

femmefauxx/mindonart 2016

-içinde bulunduğum cansız dünyanın üzerinde yürürken..

-..parmaklarımın arasındaki sigara kadar yorgunum.

 

femmefauxx/2015

-birtakım kabuslar..

resim; soner göksay

desen; soner göksay

bilinçaltı denen tuhaf yerde ne yazık ki hep iyi şeyler olmuyor.
onun (bilinçaltı) uykudaki oyunları; bir görüntü, ses ya da koku günlerce kendine gelemeyen bir yasayan ölü yaratabiliyor..
göğüs kafesini canlı canlı açıp, içine korkularını ekiyor adeta.
köşelerden kapatmıyor ki, tüm gün boyunca ruhundan çevreye korkuları aksın.
bahsettiğim her şey bilinçaltı ve bilimum akıl oyunlarıyla alakalı;
çok özlenen biri, çocukluk travmaları, en büyük korkular..
insan beyni koca bir dehliz.
ve ben, içinde hissettiklerini saklamayan bi’ insan olarak; mütemadiyen kabus görüyorum.

-ve dün geceki ziyadesiyle korkunçtu.

femmefauxx/2015

Büyük Boşluğun Adı

11

 

Sahte başarılarınızla kendinizi oyalarken, maruz kaldığımız sosyal medya eziyeti içindeki, büyük boşluğun adısınız. Ne iyisiniz, ne safsınız…iyi ki varsınız.. sanatçı dostlar.

brutal touch / mindonart /2015

-dünyada sizinle izmir olmak varmış, bayım.

ikimiz de yok olacağımızın farkındaydık..
ve geçici ellerimizi naifçe tuttuk şehir gibi küçücük bir sonsuzlukta.

 

femmefauxx 2014/mindonart

-eşikte..

 

bütün bu kişiler,
isimler,
yerler,
tarihler,
tuhaf olaylar,
gereksiz ayrıntılarla uğraşan betimlemeler,
dile getirilmesi gerekmemesine karşın dile getirilenler,
dile getirilmesi gerekmesine karşın dile getiril(e)meyenler,
acemice saklanmaya çalışılanlar,
herkesin işine yarayan abartmalar,
gelişigüzel değinmeler,
geçiştirmeler,
platonik susuşlar…

-böyle yaparak hayatı acaba daha da içinden çıkılmaz bir hâle mi getiriyorum?

femmefauxx 2014/mindonart

 

 

-aynaların artık bizi tanımadığı bu fazla eski dünyada..

 

 

desen; soner göksay

desen; soner göksay

 

akorların ardından buyuran sessizlik, aşina olduğumuz sessizliklere benzemez:
dikkatli;
yaşayan bir sessizliktir bu.
varoluşunu hissetmediğimiz pek çok şey, bu sessizlikten faydalanarak içimizde mırıldanır;

-ve sona eren bir şarkının bize neler söyleyeceğini hiçbir zaman bilemeyiz.

 

femmefauxx 2014/mindonart